Zümrüt ile Horoz

Horoz ile Yeşil Zümrüt Masalı
Bir zamanlar, yemyeşil tarlaların çevrelediği eski bir çiftlikte renkli tüyleriyle dikkat çeken bir horoz yaşarmış. Bu horoz sabahları gün doğmadan uyanır, yüksekçe bir çitin üzerine çıkıp güçlü sesiyle bütün çiftliği uyandırırmış. Sonra da her gün yaptığı gibi yiyecek aramak için bahçeye iner, toprağı gagasıyla eşeler dururmuş.
O yıl kış uzun sürmüş. Toprak sertleşmiş, yiyecek bulmak zorlaşmış. Horozun karnı iyice acıkıyormuş. Bu yüzden o sabah her zamankinden daha büyük bir umutla kümesten çıkmış.
Güneş yeni doğuyormuş. Çiy damlaları otların üzerinde inci gibi parlıyor, hafif rüzgâr kuru yaprakları savuruyormuş. Horoz bahçenin köşesine gidip toprağı eşelemeye başlamış.
“Belki birkaç arpa tanesi bulurum…” diye düşünmüş.
Tam o sırada sert bir şeye rastlamış.
Merakla biraz daha kazmış.
Toprağın altından parlak, yemyeşil bir ışık yükselmiş.
Horoz şaşkınlıkla geri çekilmiş.
Karşısında, sabah güneşinin altında ışıldayan büyük bir zümrüt duruyormuş. Taş o kadar güzelmiş ki yeşil rengi adeta baharın kendisini içine hapsetmiş gibiymiş. Güneş vurdukça etrafa pırıltılar saçıyormuş.
Horoz başını yana eğip dikkatlice taşı incelemiş.
“Bu da ne böyle?” diye mırıldanmış.
Bir süre zümrüdün etrafında dolaşmış. Sonra gagasıyla hafifçe dokunmuş. Ama taş ne yeniyormuş ne de kokusu iştah açıyormuş.
O sırada çiftliğin yakınındaki yaşlı keçi merakla yaklaşmış:
— “Ne buldun bakalım?” diye sormuş.
Horoz taşı göstererek:
— “Sanırım çok değerli bir şey,” demiş.
Keçi gözlerini büyütmüş:
— “Bu bir zümrüt! İnsanlar böyle taşlar için altınlar verir.”
Horoz şaşkınlıkla:
— “Gerçekten mi?” demiş.
Keçi başını sallamış:
— “Bunu kaybeden biri geri almak için her şeyini verebilir.”
Horoz yeniden zümrüde bakmış. Taş hâlâ ışıl ışıl parlıyormuş ama horozun karnı guruldamaya devam ediyormuş.
Bir süre sessiz kaldıktan sonra derin bir iç çekmiş:
— “Belki insanlar için çok kıymetlidir,” demiş. “Ama benim için dünyadaki bütün zümrütlerden daha değerli olan şey, küçük bir arpa tanesidir. Çünkü beni doyuracak olan budur.”
Yaşlı keçi gülümsemiş.
Horoz ise zümrüdü olduğu yerde bırakıp yeniden toprağı eşelemeye başlamış. Birkaç adım sonra kuru yaprakların arasında birkaç arpa tanesi bulmuş. Sevinçle onları yemiş.
O sırada güneş biraz daha yükselmiş. Zümrüt hâlâ toprağın üstünde parlıyormuş ama horoz dönüp ona bir daha bakmamış bile.
Çünkü onun için gerçek hazine, açlığını giderecek küçücük bir yiyecekmiş.
Masal bu ya…
Bir süre sonra zümrüdü kaybeden zengin bir tüccar çiftliğe gelmiş. Taşı bulunca sevinçten ne yapacağını şaşırmış. Ama horoz, tüccarın mutluluğunu anlamakta zorlanmış.
Çünkü herkesin gözünde değerli olan şey farklıymış.
Kimi için paha biçilmez bir taş…
Kimi için ise bir avuç arpa…
Masaldan Çıkarılacak Ders:
“Bir şeyin değeri, ona ihtiyaç duyan ve kıymetini bilen kişinin gözündedir. İnsan için en değerli şey, çoğu zaman gerçekten ihtiyaç duyduğu şeydir.”






