Mor Kanatlı Kelebek

kelebek masalı oku

Mor Kanatlı Kelebek Hikayesi, merak duygusunun kontrol edilmediğinde ne gibi tehlikeler doğurabileceğini anlatan öğretici bir çocuk masalıdır. Ormanda yaşayan küçük bir kelebeğin annesinin uyarılarını dinlemeyip bilinmeyen bir çiçeğe güvenmesiyle başlayan hikâye, güven, dikkat ve ebeveyn sözünü dinlemenin önemini vurgular. Heyecanlı olay örgüsüyle çocuklara hem doğa sevgisini hem de yabancılara karşı temkinli olmayı öğretir. Uyku öncesi okumaya uygun, eğitici ve akıcı bir peri masalıdır.

Mor Kanatlı Kelebek Masalı
Bir varmış, bir yokmuş… Uçsuz bucaksız çiçeklerle dolu yemyeşil bir ormanda küçük bir kelebek yaşarmış. Bu kelebeğin kanatları mor renkliymiş ve üzerinde minik siyah benekler varmış. Bu yüzden herkes ona Mor Kanatlı Kelebek dermiş.

Küçük kelebek yaşadığı ormanı çok sever, her gün annesiyle birlikte rengârenk çiçeklerin arasında uçarmış. Bazen papatyaların üzerine konar, bazen menekşelerin etrafında neşeyle dolaşırmış. Ama küçük kelebeğin çok meraklı bir huyu varmış. Gördüğü her güzel şeyin peşinden gitmek istermiş.

Annesi ona sık sık, “Yavrum, ormanın derinliklerine tek başına gitme,” diye tembihlermiş. Çünkü ormanda her çiçek göründüğü kadar masum değilmiş. Fakat küçük kelebek bir gün uzakta ışıl ışıl parlayan mavi bir çiçek görünce merakına yenilmiş. Annesi bir papatyayla sohbet ederken sessizce uzaklaşmış. Yolda karşısına çıkan kırmızı lalelere, mor sümbüllere ve sarı çiçeklere baka baka ilerlemiş. Güzelliklere dalınca annesinden ne kadar uzaklaştığını fark edememiş.

Bir süre sonra etrafına bakmış ama annesini görememiş. Ne tanıdığı bir çiçek varmış ne de başka bir kelebek… Ormanın derinlikleri karanlık ve sessizmiş. Küçük kelebek korkuyla sağa sola uçmuş ama yolu bulamamış. Tam ağlamak üzereyken karşısında mis gibi kokan büyük, mavi bir çiçek belirmiş. Çiçek çok güzel görünüyormuş. Küçük kelebek korka korka yaklaşmış ve, “Çiçek kardeş, bana yardım eder misin? Yolumu kaybettim,” demiş.

Mavi çiçek yavaşça sallanmış. “Tabii ki yardım ederim küçük kelebek,” demiş tatlı bir sesle. Küçük kelebek başka çaresi olmadığı için ona inanmış. Çiçek, “Burada beklersen annen gelip seni bulur,” deyince küçük kelebek onun yanında kalmış. Ancak çiçek, onu sürekli izliyormuş ve garip bir sessizlik varmış etrafta.

Tam o sırada ormanın içinden korkutucu bir vızıltı duyulmuş. Bir sürü eşek arısı hızla onlara doğru geliyormuş. Küçük kelebek korkudan titremeye başlamış. “Şimdi ne yapacağım?” diye ağlamış. Mavi çiçek hemen konuşmuş: “Çabuk! Benim içime saklanırsan arılar sana zarar veremez.” Küçük kelebek çok korktuğu için düşünmeden kabul etmiş. Çiçeğin içine doğru uçarken birden kocaman dikenler ve sivri dişler görmüş. Ama artık çok geçmiş. Çiçek bir anda kapanmış.

Küçük kelebek içeride mahsur kalmış. Dışarıdaki eşek arıları çiçeği görünce korkup uzaklaşmışlar. Küçük kelebek önce kurtulduğunu sanmış. “Çiçek kardeş, teşekkür ederim. Şimdi beni çıkarabilir misin?” diye seslenmiş. Ama çiçek korkutucu bir kahkaha atmış. “Sen benim tuzağıma düştün Mor Kanatlı Kelebek,” demiş. “Şimdi seni yiyeceğim!” Küçük kelebek korkuyla ağlamaya başlamış.

Tam o sırada anne kelebek yavrusunun sesini duymuş. Hemen ormanda yaşayan yaşlı baykuşun yanına uçmuş ve ondan yardım istemiş. Baykuş hiç vakit kaybetmeden anne kelebekle birlikte mavi dikenli çiçeğin yanına gelmiş. Güçlü kanatlarını açıp öfkeli bir sesle, “Küçük kelebeği hemen bırak!” diye bağırmış. Mavi çiçek korkmuş ama yine de açılmamış. Bunun üzerine baykuş gagasını yaklaştırınca çiçek korkudan ağzını açmış. Küçük Mor Kanatlı Kelebek hızla dışarı çıkıp annesine sarılmış.

Küçük kelebek olan her şeyi anlatınca baykuş başını sallamış. “Kötülük yapan sonunda cezasını bulur,” demiş. Sonra bir hamlede dikenli çiçeği koparıp uzaklara atmış. Anne kelebek yavrusunu kanatlarının arasına almış ve birlikte evlerinin yolunu tutmuşlar. O günden sonra Mor Kanatlı Kelebek annesinin sözünü dinlemiş ve bir daha habersizce uzaklara gitmemiş.

Benzer Masalları Okuyun!

  • Eşek ile Çekirge

    Kısa masal okumak isteyenler için yazılmış kısa ve öğüt verici bir ezop masalı.. Eşek ile Çekirge Masalı Bundan yıllar evvel, tarlaların birinde bir eşek varmış ot yer yaşarmış. Arada bir anırır, tarladakilerin kulaklarını ağrıtırmış. Ama değmeyin neşesine, öyle neşeli, öyle kendinden eminmiş ki… Fakat bir gün hayatından memnun olmadığına karar vermiş. Anırdığı zaman tarladaki herkes…

  • Kibirli Gül ile Kaktüs

    Gül ile Kaktüs Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, masal masal içinde… bir zamanlar çok uzaklarda bir çölde, güzelliğiyle gurur duyan bir gül varmış. Tek şikayeti çirkin bir kaktüsün onun komşusu olmasıymış. Gül her zamanki gibi sabahın ilk ışıklarında ışıl ışıl açıyor, bakışlarıyla kaktüsle alay ediyordu. Diğer bitkiler gülün bu alaycı tavrına bir…

  • Tilki ile Leylek

    Tilki ile Leylek Masalı Tilki ile leylek ormanda birbirine komşu olmuşlar. Tilki, misafirperver davranıp, bir gün komşusu leyleği yemeğe davet etmiş. Lezzetli mi lezzetli bir kurbağa çorbası yapmış. Çorbanın kokusu ormanı büsbütün sarmış. Pişmiş etin kokusunu alan leylek sabırsızlıkla yemek saatini beklemeye başlamış. Kurnaz tilki, çorbayı derin olmayan düz bir kaba koymuş. Leylek, uzun gagasıyla…

  • Tembel Kız

    Tembel Kız Masalı Çocuk masalları okuma sitemize yeni bir masal ekledik. Tembel bir kızın hikayesini okuyacaksınız. Masal oldukça kısa ve anlamlı. Keyifli okumalar dileriz.. Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; kuzular berber, kurtlar tellal iken, ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken bir karı koca varmış. Bu karı kocanın bir kızı…

  • Üç Küçük Sincap

    Sevgili çocuklar, sizlere Dünya Klasik Masalları arasında kabul edilen Üç Küçük Sincap Masalını anlatacağım. Keyifle okumanızı diliyorum.. Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, kuşlar tellal iken, sincaplar berber iken, anneleriyle beraber küçük bir kulübede yaşan üç küçük sincap varmış. Gel zaman git zaman küçük sincaplar artık büyümüşler, doğup büyüdükleri kulübeden çıkıp…

  • Büyükannenin Sürprizi

    Büyükanne’nin Sürprizleri Büyükanne Gülistan her pazar sabahı torunlarını ziyarete gelirmiş. Her ziyaret aynı şekilde başlarmış: Önce kapı zili çalarmış. Sonra Kerem merdivenlerden hoplaya zıplaya inermiş. Zeynep ise kapıyı açmaya koşarmış. Ve her seferinde, Büyükanne Gülistan’ın elleri dolu olurmuş. Ama torunlar hiçbir zaman ne getireceğini bilemezmiş. Bazen ihtiyaçları olan şeyleri getirirmiş — rengârenk çoraplar, kalemler ya…