Dürüst Oduncu

dürüst oduncu masalı
Dürüst Oduncu Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde bir ormanın kenarında küçük bir köy varmış. Bu köyün erkekleri ormanda odun keser, sonra kestikleri odunları satarak geçimlerini sağlarlarmış. Bu odunculardan birisi, köyün en dürüst oduncusu imiş. Hiç yalan söylemez, kendi kazandığından başkasında gözü olmazmış.

Bir gün, bu dürüst oduncu odun kesmeye ormana gitmiş. Baltasını bir ağacın dibine bırakıp başlamış kesebileceği bir ağaç aramaya. Gözüne bir ağacı kestirdikten sonra baltasını bıraktığı yere gitmiş. Ancak baltasını bıraktığı yerde bulamamış. Sağa bakmış yok, sola bakmış yok. Çaresiz başlamış ağlamaya. “Ben şimdi ne yaparım ne ederim. Baltam olmadan nasıl odun keser para kazanırım” diyerek gözyaşı dökmüş.

Oduncunun halini gören orman cini, oduncunun haline acımış. Hemencecik altından bir baltayı oduncunun yanına göndermiş. Oduncu “Benim baltam altından değildi” diyerek baltayı almamış. Orman cini bu sefer gümüşten bir baltayı oduncunun yanına göndermiş. Oduncu “Benim baltam gümüşten de değildi” diyerek gümüş baltayı da almamış.

Orman cini bu kez de oduncunun kendi baltasını göndermiş. Oduncu kendi ağaç saplı demirden baltasını görünce sevinmiş. “İşte benim baltam bu!” diyerek baltasını omzuna atmış. Orman cini oduncunun dürüstlüğü karşısında memnun kalmış. Oduncuya hem altın, hem gümüş baltayı hediye etmiş.

Aldığı hediyelere çok sevinen oduncu, neşe içerisinde köyünün yolunu tutmuş. Köyde karşılaştığı odunculara başından geçenleri anlatmış.

Altın ve gümüşten baltaları gören diğer oduncular hemen baltalarını alıp ormana koşmuşlar. Ormanda baltalarını kaybetmiş gibi yapıp ağlamaya başlamışlar. Orman cini de hepsine birer altın balta göndermiş. Oduncular altın baltaları görünce “İşte bizim baltalarımız!” diyerek baltaları sahiplenmişler.

Orman cini oduncuların açgözlülüklerine çok kızmış. Oduncuların baltaları eski haline dönüşmüş. Bununla da kalmayıp baltaların sapları çıkmış, başlamış sahiplerinin kafasına inmeye. Oduncular, kaçıp canlarını zor kurtarmışlar.

Bir daha da açgözlülük yapmamaya söz vermişler.

Benzer Masallar

  • O Konuşursa, Bu da Düşünür Fıkrası

    Nasrettin Hoca’nın komik fıkralarından O Konuşursa, Bu da Düşünür Fıkrası. Nasrettin Hoca’nın güldürürken düşündüren fıkralarından harika bir örnek. Günlerden bir gün pazarda bir papağanın 100 altına satıldığını gören Hoca Nasrettin, evinden bir hindi getirip, 200 altın ister. Herkes Hoca’ya şöyle der; — Hocam, hindi hiç 200 altın olur mu? — Az önce bunun yarısı kadar…

  • Aslanla Çakal

    Aslanla Çakal Masalı Günlerden bir gün, bir aslan ile çakal arkadaş olmuşlar. Dağlarda bayırlarda geze geze yorulmuşlar, acıkmışlar. Aslan demiş ki: — “Çakal kardeş, dağ bayır geze geze yorulduk. Gel bir av bulalım da aç karnımızı doyuralım.” demiş. Çakal, aslanın bu teklifini kabul etmiş, beraber av bulmak için yola düşmüşler. Çok geçmeden yılkı atlarının otlandığı…

  • Hasta Aslan

    Hasta Aslan Masalı Hasta bir aslan, ömrünün son günlerine yaklaşmıştı. Mağarasının girişinde, ağır bir hastalığın pençesinde, nefes almakta zorlanarak yatıyordu. Bir zamanlar ormanların korkulan hükümdarı olan aslan, artık yerinden kıpırdayamayacak kadar güçsüz düşmüştü. Ormanın dört bir yanından hayvanlar onun etrafında toplanmıştı. Sessizce bekliyorlar, yıllardır içlerinde biriken korku ve kızgınlığın ağırlığını taşıyorlardı. Aslanın artık karşı koyamayacağını…

  • Tavşan ve Arkadaşları

    Tavşan ve Arkadaşları Masalı Uzaklarda bir ormanda bir tavşan ve arkadaşları mutlu mesut yaşıyorlardı. Günlerden bir gün, avcılar köpeklerini alıp ormana geldiler. Gittikçe yaklaşan köpek sesleri tavşanı ürkütmeye başladı. Tavşan korkudan ne yapacağını şaşırmış halde ormanda sağa sola koşmaya, arkadaşlarından yardım istemeye başladı. Atın yanına gitti; “Lütfen bana yardım eder misin? Beni sırtına alıp koşarsan…

  • Altınlarını Kaybeden Cimri

    Altınlarını Kaybeden Cimri Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar cimri bir adam varmış. Bu adam öyle cimriymiş öyle cimriymiş ki, bütün mallarını altınla değiştirmiş. Bir sandık altını olunca da gidip bir ağacın dibine gömmüş. Gelgelelim aklı hep altınlarındaymış. Altınlarını düşünmekten, bir zaman sonra gözüne uyku girmez olmuş. Yemeden içmeden kesilmiş. Gece gündüz demez, aklına…

  • Mor Kanatlı Kelebek

    Mor Kanatlı Kelebek Hikayesi, merak duygusunun kontrol edilmediğinde ne gibi tehlikeler doğurabileceğini anlatan öğretici bir çocuk masalıdır. Ormanda yaşayan küçük bir kelebeğin annesinin uyarılarını dinlemeyip bilinmeyen bir çiçeğe güvenmesiyle başlayan hikâye, güven, dikkat ve ebeveyn sözünü dinlemenin önemini vurgular. Heyecanlı olay örgüsüyle çocuklara hem doğa sevgisini hem de yabancılara karşı temkinli olmayı öğretir. Uyku öncesi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir