Açgözlü Tilki ve Davul

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde;
develer tellal, pireler berber, karınca dülger iken;
eski hamamın tası yok,
peştamalın ortası yok.Falan filan karıncayı nallayıp
sırtına palan vuran,
duydun mu sen hiç böyle yalan?
O yalan, bu yalan, fili yuttu bir yılan.
Heybenin gözünden camız yavrusu düştü.
Eşeğe binip deveyi kucağına alan ağalar,
söyleyin bakalım bu damı yalan?
Yalanı yuhalayalım hadi bakalım masala başlayalım

Tilki ve Davul Masalı

Bir zamanlar var iken, bir zamanlar yok iken, dağ fare doğurmuş, kanatlanmış uçmaya. Balık kavağa çıkmış, söğüt dalı biçmeye. Develer saraya girmiş, hörgücünü ölçmeye. Bir kantar akıl ister, şu masalı seçmeye.

Bir varmış bir yokmuş. Aç tilkinin biri ormanda gezinirmiş. Ağacın üzerinde tünemiş bir horoz görmüş. Ağzının suyu aka aka bir kütüğün gerisine gizlenip horozun aşağı inmesini beklemiş. O sırada ormanda güm güm diye bir ses duyulmuş.

Tilki:

– Bu ses de ne? Diye merak etmiş. Gizlendiği yerden çıkmış. Sesin geldiği yöne gitmiş. Dalda asılı bir davul dururmuş. Tilki davulu ne bilsin? Davul rüzgarda sallandıkça güm güm ses çıkarmaya devam edermiş.

Tilki:

– Bu nasıl yaratık böyle? Sesi hoş olur da kendi olmaz mı? Diyerek davulun üzerine atılmış. Pençelerini pat diye derisine batırmış. Fakat bir de ne görsün? İçi boş bir kasnak değil mi imiş. Eli boş olarak ağacın yanına dönmüş. Bu arada horozu da kaçırmış. İnsanlar da öyledir. Bazen ayağına gelen kısmeti işte böyle aç gözlülük ederek kaçırır.

Leave a Reply