Tüccar ile Papağan

papağan masalı
Tüccar ile Papağan Hikayesi

Günlerden bir gün ticaretle uğraşan bir adamın güzel bir papağanı vardı. Bir gün bu tüccar işi gereği Hindistan’a gitmek için yol hazırlığına başladı. Cömertliği ile tanınan bu tüccar, köle ve hizmetçilerine tek tek sordu: ”Sana Hindistan’dan ne getireyim?

Ne istersin?” Her biri ayrı ayrı istekte bulundu. Bu cömert ve iyi kalpli tüccar onların isteklerini not aldı.

Getireceğine dair söz verdi. Sıra papağana geldi. Ona da sordu: ”Ey güzel kuşum, sen ne istersin?”

Papağan, ”Oradaki papağanları görünce, halimi onlara anlat. Papağanımın size selamı var. Sizi özlediğini ve kurtuluşu için çare bulmanız konusunda yardımcı olmanızı istiyor dersin” dedi. Sözlerine devam ederek. ”Ben gurbet ellerde özlemle ve ayrı düşmenin ıstırabıyla çırpınırken, sizlerin yeşil ormanların güzel ağaçlarının dallarında dolaşarak keyfetmeniz reva mıdır? Dostların vefası böyle mi olur? Sizler boylu poslu güzel eşlerinizle zevk sefa içerisindesiniz. Ben ise burada mahpusum.

Yüreğim kan ağlar. Hiç olmazsa, sabahın seherinde şu garibi de hatırlayın. Dostların dostu hatırlaması mutluluktur. Başka bir şey istemiyorum” dedi. Tüccar, papağanın selamını ve mesajını oradaki dostlarına götürmeyi de kabul ederek kervanını hazırlayarak, yola koyuldu. Günlerce yol aldıktan sonra, Hindistan’ın öbür ucuna vardı. Ağaçların üzerinde papağanları görünce, atını durdurarak onlara seslendi. Evde kafeste beslediği papağanın selamını bildirdi. Söylemesini istediği sözleri, bir bir aktardı. Tüccar sözlerini bitirir bitirmez, oradaki papağanlardan biri birkaç kere titredi. Nefesi kesilerek düşüp öldü.

Bu durumu görünce söylediğine de söyleyeceğine de pişman oldu. Kendi kendine, ”Bir canlının ölümüne sebep olarak günaha girdim. Galiba bu papağan, benim papağanın ya bir yakını ya da çok candan seveniydi” diye düşündü. Hindistan’daki alışverişini bitirerek memleketine döndü.

Herkesin istediklerini birer birer teslim etti. Papağan, tüccarın hediyeleri dağıtmasını kafesinden izliyordu.

Köle ve hizmetçileri işi bittiğinde sahibine seslendi. ”Benim armağanım nerede? Papağan dostlarıma selamımı ulaştırdın mı? Onların haberlerini bana anlat ki, ben de diğerleri gibi mutlu olayım.” Tüccar, ”Sevgili kuşum! Bana öyle bir iş yaptırdın ki, sana uyup da nasıl böyle bir cahillik yaptığıma hâlâ yanmaktayım. Bin pişman oldum ama pişmanlık neye yarar?”

Papağan bu sözleri duyunca olanları daha çok merak etti. Sevgili kuşunun ısrarlarına dayanamayan tüccar, olanları başından sonuna bir bir anlattı.

”Söylediğin yere gittim. Dostlarına selamını ve söylediklerini aktarınca içlerinden biri, senin gönderdiğin haberin üzüntüsüne dayanamamış olacak ki düşüp öldü. Bu durumu görünce çok pişman oldum. Ne gelir ki elden? Bir kez söylemiş bulundum” dedi.

Tüccarın bu anlattıklarını dinleyen kafesteki papağan da, önce titredi, sonra kaskatı kesildi. Tâcir kendi güzel papağanının da aynı şekilde düşüp öldüğünü görünce, aklı başından gitti. Ağlayıp sızlanmaya, ah vah edip dövünmeye başladı. Başındaki külahını yere atarak,

”Ey güzeller güzeli papağanım. Hoş sesli kuşum, yoldaşım,sırdaşım. Ne oldu sana? Neden bu hale geldin?” diye feryat etti, ağıtlar yaktı.

Ölü papağanı üzüntüyle kafesin içinden çıkınca, papağan birden canlanıp uçtu. Yüksek bir dala kondu. Tâcir kuşun bu durumuna şaşırdı kaldı. Başını kaldırıp, ”Ey güzel papağanım! Ben bu işten bir şey anlamadım. Sen bu hileyi nereden öğrendin? Böyle canımızı yaktın” dedi. Papağan konduğu yerden cevap verdi: ”Sevgili efendim! Hindistan’daki o kuş, yaptığı hareketle bana yol gösterdi. Selamımı alınca düşüp ölmüş gibi yapması, bana öğüttü. Söz söylemeyi,neşelenmeyi bırak.

Çünkü sen, güzel sözler söylediğin için o kafesin içerisine hapsedildin. Kurtulmak için kendini ölü gibi göster. Esirlikten kurtul demek istedi.” tüccarın hayata bakışını değiştirecek çok hoş bir de öğüt verdi.

”Efendim! Sen de benim gibi yap. Ölmeden önce öl. Canını, ten kafesinin esaretinden kurtar. Ruhun gerçek vatanın güzelliklerine uçsun.”

Papağan efendisine, ”Allaha ısmarladık” diyerek vatanına ve dostlarına doğru kanat çırptı…

Similar Posts

  • Kurabiye Hırsızı

    Kurabiye Hırsızı Hikayesi Sevgili çocuklar, Kurabiye hırsızının hikayesini dikkatlice okumanızı ve bu hikayeden dersler çıkarmanızı umuyorum. Keyifli okumalar.. Günlerden bir gün, gecelerden bir gece, kadının biri havaalanında uçağının kalkmasını bekliyordu. Uçağının kalkmasına daha epeyce zaman vardı. Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye alıp kendisine oturacak bir yer buldu. Elindeki kitabı okumaya başladı, bir…

  • Kabak Filizi ile Kavak Ağacı

    Kabak Filizi ile Kavak Ağacı Günlerden bir gün, büyük bir ormanda bir kavak ağacı yaşarmış. Bir gün, kavağın yanında bir kabak filizi belirmiş. Günler geçmiş, bahar gelmiş, baharın gelişiyle filiz, kavak ağacına sarılarak hızla yükselmeye başlamış. Yağmur ve güneşin etkisiyle çabucak büyüyüp, hemen hemen kavak ağacının boyu kadar yükselmiş. Kabak filizi hızla büyüdüğü için çok…

  • Küskün Tavşan

    Küskün Tavşan Masalı Günlerden bir gün, uzaklardaki bir ormanda, beş tane kardeş tavşan yaşarmış. Bu beş güzel tavşanların isimleri şöyleymiş; Çal Çal; ailenin en çok çalışan tavşanıymış. Yuvalarını o temizler, diğerleri uyurken onlara kahvaltı hazırlarmış. Çen Çen; ailenin en çok konuşan tavşanıymış. Kardeşlerin sözcülüğünü o yaparmış. Bazen de fazla konuşur, tavşanları bıktırırmış. Cin Cin; açıkgöz,…

  • Aslan Payı

    Aslan Payı Masalı Uzak ülkelerin birinde, yemyeşil bir ormanda aslan, tilki ve kurt birlikte yaşıyorlarmış. Günlerden bir gün bu üç kafadar avlanmaya çıkmışlar. Dağları, taşları, dereleri, tepeleri aşmışlar sonunda bir kaç hayvanı avlamayı becermişler. Yakaladıkları geyiği, keçiyi ve tavşanı sırtlarına alıp inlerine getirmişler. Ormanlar kralı aslan, kral tahtına kurup kurda demiş ki: “Avlarımızı pay et….

  • Yıldız Yağmuru

    Yıldız Yağmuru Masalı Kış, beyaz ağaçlar yaratır topraktan; bazı insanlardan umutsuzluk yaratır, ama bir sevgi iliştirir bu umutsuzluğa, dünyanın en garip çiçeğini yaratır. Annesi babası ölmüştü kızın, başında bir kukuletası sırtında yırtık bir elbisesi ve tüyleri yağmur yemiş bir paltosu vardı. Böyle bir kızın cebinde olsa olsa bir dilim ekmeği olur ancak, avucunda sıkı sıkı…

  • Çoban Ali

    Çoban Ali Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Çoban Ali adında bir çoban yaşarmış. Çoban Ali, bütün gün dağlarda, bayırlarda koyunlarını otlatır, onlara kaval çalarak vakit geçirirmiş. Çoban Ali doğanın ortasında koyunlarıyla baş başa olduğu için pek konuşmazmış. Kiminle konuşsun ki? Konuşmaya gereksinim duyduğunda kavalını çıkarır, ona düşüncelerini üflermiş yanık…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir