Kurbanlık Koç

karagöz hacivat

Karagöz ve Hacivatın komik diyaloğu 🙂

Kurbanlık Koç

HACİVAT – (Gelir ve söylenir.) Allah Allah, her halde yanlış görmüyorum ama Karagöz buralarda ne geziyor acaba? Aaaa, yanında bir de kocaman boynuzlu, kınalı bir koç var. (Seslenir) Karagöz’üm merhaba!..

KARAGÖZ – Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!…

HACİVAT – Aman efendim, perdede değiliz güzel konuş!

KARAGÖZ – Köftehor, perdede değiliz ama sen beni yine her yerde rahatsız ediyorsun.

HACİVAT – Canım, rahatsız olacak ne var? Geçerken seni görüp “Merhaba!…” dedim o kadar…

KARAGÖZ – Öyleyse sana bana merhaba! Haydi yoluna git!

HACİVAT – Zaten gideceğim de… Buralarda ne yapıyorsun diye merak ettim?

KARAGÖZ – Pataklarım ha, ne yaptığımı görmüyor musun?

HACİVAT – Görüyorum ama Karagöz’üm doğrusu bir şey anlayamıyorum. Bir defa Kurban Bayramı geçti. Sonra senin yedi yüz yıldır böyle bir koçla gezerken ilk defa görüyorum.

KARAGÖZ – Ne olmuş?…

HACİVAT – Ne olmuşu var mı? Yani bu koç neyin nesi?

KARAGÖZ – Babasının oğlu… Köftehor, onu ben doğurmadım ki neyin nesi olduğunu bileyim.

HACİVAT – Efendim, anlatamadım galiba… Neden beraber dolaşıyorsunuz?

KARAGÖZ – Birbirimizi kaybetmemek için Hacı Cavcav!

HACİVAT – Allah iyiliğini versin, yine anlatamadım! Yani bu koçu neden gezdiriyorsun?

KARAGÖZ – Bende onu yemle besleyecek para var mı! Yeşil salata, karpuz kabuğu falan bulup yediriyorum. Açlıktan ölürse sahibine ne cevap veririm. Hayvana da yazık olur.

HACİVAT – Bu koç senin değil mi?

KARAGÖZ – Patakların ha! Ekmek Parası zor buluyorum. Bu koçu nasıl alacağım, alay mı ediyorsun?

HACİVAT – Alay olur mu Karagöz’üm! Fakat senin olmadığına göre sahibinden her halde para alacaksın?

KARAGÖZ – Ne parası?…

HACİVAT – Koçu dolaştırıp karnını doyuruyorsun diye…

KARAGÖZ – Sana öyle mi söyledi Cavcav?…

HACİVAT – Kim?…

KARAGÖZ – Bu koçun sahibi?

HACİVAT – Anlayamadım, yani sen bu koçun sahibini de mi tanımıyorsun?

KARAGÖZ – Köftehor, sahibini tanısam is aramayı bırakır, uyuklamayı terkeder böyle ortalıkta dolaşır mıyım? Üstelik bu hayvanın yanında pek eğilmeye de gelmiyor. Arkadan insanın poposuna öyle vuruyor ki… Üç defa onun yüzünden kaldırımları yaladım.

HACİVAT – Vah vah vah, geçmiş olsun Karagöz’üm!

KARAGÖZ – Sağolasın!…

HACİVAT – Fakat benim aklım iyice karıştı. İkiniz böyle daha ne kadar beraber dolaşıp duracaksınız.

KARAGÖZ – Yorgunluktan bir yere düşüp bayılana kadar…

HACİVAT – Canım şakayı bırak!

KARAGÖZ – Köftehor, anlamıyor musun bir yandan da sahibini arıyoruz.

HACİVAT – Bak bu doğru… Ayrıca sahibi belki sizi görüp koçunu tanır da sana bolca bahşiş verir

KARAGÖZ – Âmin!… Ne kadar bahşiş verir?

HACİVAT – Bilemem ama yine aklıma bir soru takıldı?

KARAGÖZ – Aklına boru mu takıldı?…

HACİVAT – Saçmalama!… Söyle bakalım sen bu koçu nerede buldun Karagöz’üm?…

KARAGÖZ – Nerede olacak, bayramın ilk günü seninle bayramlaşıp bahçenizden yola çıktım ki peşimden geliyor. Ayıp olmasın diye “Git” diyemedim.

HACİVAT – Allah iyiliğini versin, desene bu bizim kaybolan koçumuz! Ver bakayım ipi! (Koçu alıp gider.)

KARAGÖZ – (Seslenir.) Hacı Cavcav, Benim bahşiş ne olacak?… (Gider)

Benzer Masalları Okuyun!

  • Mor Kanatlı Kelebek

    Mor Kanatlı Kelebek Hikayesi, merak duygusunun kontrol edilmediğinde ne gibi tehlikeler doğurabileceğini anlatan öğretici bir çocuk masalıdır. Ormanda yaşayan küçük bir kelebeğin annesinin uyarılarını dinlemeyip bilinmeyen bir çiçeğe güvenmesiyle başlayan hikâye, güven, dikkat ve ebeveyn sözünü dinlemenin önemini vurgular. Heyecanlı olay örgüsüyle çocuklara hem doğa sevgisini hem de yabancılara karşı temkinli olmayı öğretir. Uyku öncesi…

  • Konuşkan Kaplumbağa

    Konuşkan Kaplumbağa Masalı Bir zamanlar bir gölün kıyısında bir kaplumbağa ve bir çift turna dostluk içerisinde beraber yaşarlarmış. Kaplumbağanın kötü bir alışkanlığı varmış, faz konuşkanmış. Turnalar, kaplumbağayı çok fazla ve gereksiz konuşmaması konusunda uyarmışlar ama kaplumbağa onları dinlemezmiş. Bir yaz ülkede kuraklık başlamış, gün geçtikçe göldeki su seviyesi azalmış. Neredeyse göl kurumak üzereymiş. Artık kaplumbağanın…

  • Kurbağa ve Balıklar

    Kurbağa ve Balıklar Masalı Bir zamanlar bir kurbağa ile iki balık arkadaş olmuşlar. Ormanın derinliklerindeki masmavi bir gölde birlikte yüzer, güler, eğlenirlermiş. Günlerden bir gün kurbağa güneşlenmek için gölden çıkmış. Kurbağa çimenlerde güneşlenirken, iki çocuğun konuşmasına kulak misafiri olmuş. Çocuklar, bu gölde çok güzel balıkların olduğundan bahsediyorlar, balıkları tutmak için plan yapıyorlarmış. Kurbağa, hemen göle…

  • Eşek ile Köpek

    Eşek ile Köpek Masalı Bir zamanlar bir çiftlikte, bir çiftçinin bir eşek ve bir köpeği varmış. Çiftçi her sabah eşeğini alır tarlaya, bahçeye gider, köpek de çiftliği korurmuş. Çiftçi her akşam eve döndüğünde köpeği onu karşılarmış. Sahibinin eve döndüğünü gören köpek, havlaya havlaya sahibine koşar, yanına gelip kuyruğunu sallar, sonra kucağına zıplayarak çiftçiye olan sadakatini…

  • Gerçek Prenses

    İnsanları değerli kılan dış görünüşü değil, içinde taşıdığı kişiliğidir. Gerçek Prenses Masalı bunu en iyi anlatan masallardan biri. Bir kızın prenses olup olmadığını nasıl anlarsınız? Kıyafetlerinden mi, yoksa taktığı mücevherlerden mi? Birlikte Gerçek Prenses Masalını okuyalım. Sorunun cevabını bulabiliriz, ne dersiniz? Çok uzak ülkelerin birinde, büyük bir sarayda yaşayan kral ve kraliçe, evlilik çağına gelen…

  • Açıl Sofram Açıl

    Keloğlan Açıl Sofram Açıl Masalı Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok yoksul bir karı-koca varmış. Öyle yoksul, öyle yoksullarmış ki, bir kel oğlancıklarına bile gereği gibi bakamazlarmış. Keloğlan da, inadına, hiçbir şeye aldırış etmeyen bir insanmış. Günün birinde, Keloğlan’ın annesi oğluna seslenmiş: — “Hadi, Keloğlan, al şu darıları değirmene götür,…