İhtiyar Değirmenci

değirmenci masalı

İhtiyar Değirmenci Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Uzak, çok uzak bir şehirde çok fakir bir köy varmış. Bu köyün adı da fakir köymüş. Fakir köyün toprağı çorak, havası kurakmış. Bitki yetişmez, hayvan barınmazmış. Hal böyle olunca köydeki herkes bir dilim ekmeğe muhtaçmış. Bu köyde fakir ve ihtiyar bir değirmenci varmış. Toprakta buğday yetişmiyormuş ki, insanlar buğdayını değirmene getirsin, öğütsün, un olarak geri alsın.

İhtiyar değirmenci erkenden kalkar, elini, yüzünü yıkar, sanki öğütülecek çuvallar dolusu buğday varmış gibi, hevesle değirmenin başına geçer, dereden topladığı kumları buğdaymış gibi değirmen taşının altına döker, kendini avuturmuş. Günler böylece geçip giderken, fakirlik iyice boğazlarına kadar dayanmış. Bir dilim ekmek bulamaz olmuşlar.

Değirmencinin hanımı: “ Bey, herkes gibi biz de açlıktan ölmeden bu köyden gidelim,” demesine rağmen, ihtiyar değirmenciye söz geçiremezmiş.

“ Ölürsem değirmenimin başında ölürüm. Sen istiyorsan git,” dermiş de başka bir şey demezmiş.

İhtiyar değirmenci yine bir sabah erkenden kalkmış, değirmenin başına geçmiş, dereden topladığı kumları değirmen taşının altına dökmüş. Biraz sonra değirmen gürültüyle çalışmaya başlamış. Değirmenden farklı sesler gelmeye başlamış. Değirmenci de şaşırmış, bakmış, elini uzatmış, bir de ne görsün? Unun aktığı yerden çil çil altınlar akmıyor mu? ihtiyar değirmenci gözlerine inanamamış, avucuna alıp bakmış, yanlış görmüyormuş, bunlar gerçekten altınmış. Sevinçle hanımının yanına koşmuş. Olanları anlatmış. Kocasına ilk anda inanmayan hanımı altınları görünce inanmış. Çok mutlu olmuşlar, artık yoksulluktan kurtulmuşlar.

İhtiyar değirmenci ve karısı altınların bir kısmını alıp kasabaya inmişler. Kendilerine elbiseler, ayakkabılar ve yiyecekler alıp, köylerine dönmüşler. Onların bu durumunu gören köylüler olanlara bir anlam verememişler. Gel zaman git zaman ihtiyar değirmenci ve karısı zengin olmuşlar. İyi yürekli ihtiyar değirmenci altınları sadece kendine ayırmayıp köylülere dağıtmaya başlamış. Köy fakirlikten kurtulmuş artık fakir köyün adı zengin köy olmuş. Ancak köylülerin arasındaki iki adam bu duruma tahammül edemiyormuş. ihtiyar değirmenci bu altınları nerden buluyor, diye merak etmişler.

Bir sabah erkenden değirmene giderken, ihtiyar değirmenciyi yakalamışlar ve değirmene getirip bağlamışlar. Altınları nerden bulduğunu sormuşlar fakat bir türlü söyletememişler. ihtiyar değirmenci, ben size de altın verdim, yardım ettim, deyince adamlar, verdiğin on altın bize yetmedi, biz altınların hepsini istiyoruz. Adamlar, değirmenciye altınların yerini söyletmek için, odunla dövünce ihtiyar değirmenci oracıkta ölmüş. Bunun üzerine adamlar korkup kaçmışlar. Daha sonra adamları kolcular yakalayıp zindana atmışlar ihtiyar değirmencinin karısı, aynı yöntemle altın elde etmek istemiş ama bu mümkün olmamış.

Aradan zaman geçtikçe köy giderek fakirleşmiş ve adı tekrar fakir köy olmuş.

Benzer Masallar

  • Keloğlan’ın Ali Cengiz Oyunları

    Keloğlan’ın Ali Cengiz Oyunları Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Ülkelerin birinde, Keloğlan ile ihtiyar anası beraberce mutlu mesut yaşıyorlarmış. Günlerden bir gün: – Keloğlan, artık evlenme vaktim geldi. Annem de yaşlandı, evin işlerinde ona bir de yardımcı gerek diye düşünmüş. Padişah kızı mı alsam, yoksa Bey kızı mı? derken En iyisi gidip padişahın kızı ile…

  • Kurnaz Çakal ve Aslan

    Kocabaş, Aslan ve Kurnaz Çakal masalı, çocuklar için dostluk, dürüstlük ve hırsın sonuçlarını anlatan eğlenceli ve öğretici bir orman hikayesidir. Masalda Kocabaş sağ kalır, Aslan ise dostsuz kaldığı için pişman olur. Kocabaş, Aslan ve Kurnaz Çakal Masalı Ormanın derinliklerinde, pençesi sert, yüreği pek bir Aslan hüküm sürerdi. Ormandaki her canlı onun kükremesiyle titrerdi. Ancak bir…

  • Sinekler ile Bal Kavanozu

    Sinekler ile Bal Kavanozu Masalı Yaşlı kadın akşam eve gelecek olan torununa yemek hazırlıyormuş. O sırada masanın üstünde duran bir bal kavanozunu devirip kırmış. Bal çok keskin ve güzel kokuyormuş. Kokuyu alan sinekler, bal kavanozuna üşüşmüşler hemen. Balı yemeye başlamışlar. Yedikçe yemişler, yedikçe yemişler, balın tek damlasını bırakmamışlar. Ama ayakları yapıştığı için uçup gidememişler. “Ne…

  • Tilki ile Leylek

    Tilki ile Leylek Masalı Tilki ile leylek ormanda birbirine komşu olmuşlar. Tilki, misafirperver davranıp, bir gün komşusu leyleği yemeğe davet etmiş. Lezzetli mi lezzetli bir kurbağa çorbası yapmış. Çorbanın kokusu ormanı büsbütün sarmış. Pişmiş etin kokusunu alan leylek sabırsızlıkla yemek saatini beklemeye başlamış. Kurnaz tilki, çorbayı derin olmayan düz bir kaba koymuş. Leylek, uzun gagasıyla…

  • Keloğlan ile Çilli Tavuk

    Keloğlan ile Çilli Tavuk Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak ülkelerden birinde, bizim keloğlan yaşarmış. Keloğlan kelmiş, keleşmiş ama özellikleri pek bir güzelmiş. İnsanlarla ilgilenir, arkadaşlarına iyi davranır, hayvanları sever fakat çalışmaktan pek hoşlanmazmış. Anası ona ne zaman bir iş buyursa bir bahane uydurur, anası kızınca da oraya buraya…

  • |

    Oduncunun Talihi

    Oduncunun Talihi Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zamanlardan bir zaman pek çalışkan bir adam varmış. Ama çalışarak kazandığı para karnını doğru dürüst doyurmaya bile yetmezmiş. İşi evde eve odun taşımak, ev hanımlarına yakacak satmakmış. gene bir gün dağda çalışırken garip sesler gelmiş kulağına. Aldırmayıp, kente satmak için indireceği odunları kesip yığmayı sürdürmüş. kendini işine…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir