Altın Yumurtlayan Tavuk

Altın Yumurtlayan Tavuk
Altın Yumurtlayan Tavuk Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zamanlarda bir vakit şirin bir köyde yoksul bir köylü çiftçi yaşarmış. Bu çiftçi tavukları çok severmiş, her gün tavukları beslermiş ama bir tavuğu varmış ki çok özelmiş. Özelliği ise altın yumurtluyor olmasıymış, çiftçi her gün altından olan yumurtayı şehre götürüp kuyumcuda bozdururmuş.

Bu böyle giderken yoksul çiftçi giderek zenginleşmeye başlamış, zenginleştikçe çiftçi değişmiş artık para kazanıp geçinmek için çalışmaya gerek duymuyormuş. Çiftçi her gün altın yumurtlayan tavuğun yumurtasını satarak geçiniyormuş. Çok geçmeden çiftçi gereksiz şeylere harcamaya başlamış bu parayı ve bir süre sonra yetmemeye başlamış.

Çiftçi artık tavuğu sevip okşamıyor ona eskisi kadar değer verip sevmiyormuş. Çiftçi zamanla tavuğun karnında bir hazine olduğunu düşünmeye başlamış. Eğer tavuğu kesip karnındaki hazineyi alırsa ömür boyu zengin yaşayacağını düşünmüş.

Çiftçi aç gözlü olmaya başlamış ve bir gün elinde bir bıçak ile kümese girmiş. Tavuk çiftçiyi öyle görünce kaçmaya başlamış. Çiftçi kararlıymış, tavuğu yakalamış ve anında kesmiş. Hemen tavuğun karnını kesip merak için karnına bakmış ama bir de ne görsün? Tavuğun karnı ne altın doluymuş ne de hazine varmış. Aç gözlülük yaptığını o anda anlamış ve pişman olmuş. Fakat tavuk öldüğü için iş işten geçmiş.

Benzer Masalları Okuyun!

  • Şehzade ile Altın Kuş

    Şehzade ile Altın Kuş Masalı Bir zamanlar, büyük bir padişahın üç oğlu ve bir kızı varmış. Sarayın bahçesinde kocaman bir ağaç bulunurmuş ve bu ağaç her yıl yalnızca bir tane altın elma verirmiş. Ancak ne hikmetse, elma her sene gizemli bir şekilde kaybolurmuş. Padişah, oğullarına elmayı korumalarını emretmiş. Büyük ve ortanca oğulları sırayla nöbet tutmuşlar…

  • Tilki ile Üzümler

    Tilki ile Üzümler Masalı Bir atasözü var; ‘Tilki erişemediği üzüme koruk dermiş.’ Bu atasözünden daha uzun olan bir masalımız var. Haydi hep beraber tilkiyle üzümler masalını okuyalım.. Açlıktan ölmek üzere olan bir tilki, asmalarında üzümü bol olan bir bağa gizlice girmiş; üzümler öyle güzel görünüyorlarmış ki tilkinin ağzının suyu akmış. Sonunda tepedeki bir salkıma göz…

  • Papağan ile Çakal

    Papağan İle Çakal Masalı Günlerden bir gün, ülkelerin birinde, çok zeki bir papağan yaşardı. Büyük bir ağacın üstünde yuva kurmuştu. Ağacın kovuğunda da bir çakal, yavrularını büyütüyordu. Çakal ara sıra ava gidince, papağanın yavruları aşağı iniyordu. Ağacın kovuğuna girip çakalın yavrularıyla oynuyorlardı. Anne papağan, bu durumdan hiç hoşnut değildi. Bir gün yavrularını toplayıp öğüt vermeye…

  • Zürafa ile Tırtıl

    Zürafa İle Tırtıl Masalı Günlerden bir gün, uzun bir çına ağacın altında, uzun boynunu uzatarak dallardaki yaprakları yiyen zürafanın gözüne bir tırtıl ilişmişti ki, ağacın koca gövdesinde ağır ağır ilerliyordu. Zürafa dayanamayıp seslendi: – Üzüldüm halinize bay tırtıl, bunca zahmetle sürünerek bir yaprak yiyebilmek niyetiyle geçeceksin koca ağacın gövdesini.. Doğrusu acıdım size. İyi ki benim…

  • Fitneci Aslan

    Fitneci Aslan Masalı Ormanların birinde fitneci bir aslan yaşarmış. Fitneci aslan ormanda aç aç gezerken çayırdaki üç ineği gözüne kestirmiş: Kestirmiş ya, üçünden korkmuş. “Ben birini parçalarken öbür ikisi bir olur, hakkımdan gelirler sonra.” diye düşünmüş. “En iyisi,” demiş, “Bunları ben birbirlerinden ayırayım, teker teker paralayayım. Daha kolay olur benim için.” diye düşünmüş. Öyle de…

  • Meşe ile Saz

    Meşe ile Saz Masalı Kocaman bir meşe ağacıyla incecik gülden narin bir saz birbirlerine komşuymuş. Meşe, saza tepeden bakarak şöyle demiş: “bir kendime, bir sana bakıyorum da acıyorum sana ne kadar ince ne kadar narin canlılarsınız böyle. En küçük rüzgâr da hemen beliniz bükülür. En küçük su dalgası anında ürpertir. Zavallılar.” Saz içini çekerek, “haklısın”…