Titrek Tavşan

tavşan masalı

Titrek Tavşan Masalı

Ormanda her gün kurulmakta olan tavşanlar pazarı, havanın kararmasıyla birlikte, dağılıyordu. Sergisini toplayan tavşan pazar yerini terk edip gidiyordu. Vakit geç olup da pazar yerinde tavşan kalmayınca bir tavşan pazara gelirdi. Sırtında boş çuvalıyla ve bu boş çuval tezgah altlarında kalmış, kıyıya köşeye atılmış, satılmamış havuçlarla ve bazı yiyeceklerle dolacaktı. Daima gölgelerden, acaba bir gören olur mu korkusuyla, yorgun ve titrek adımlarla. İşte bu tavşan yoksul, yetim, garip bir tavşandı. Adı Titrek Tavşan’dı. O, böylesine bir düşkünlük içinde olmanın çıkar yol olmadığını biliyordu. Fakat çaresizdi. Bir yuvası vardı, bu yuvada iki de oda. Bu odalardan birinde çok sevdiği Pembe Tavşan ve iki yavrusuyla birlikte kalıyordu. Diğer odada ise havuç yetiştiriyordu. Artık ne kadar havuç yetiştirebilir bunu tahmin etmek zor olmasa gerek.Havuçlar olgunlaşınca Titrek Tavşan bunları satacak ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacaktı.

Bir gün Titrek Tavşan ormanın karşısındaki tepeye doğru yürüyüşe çıkmıştı.Tepenin gerisinde deniz görünüyordu. Sahil yakındaydı. Birden kumların üzerinde bir martı dikkatini çekti. Bu martı, kanadı kırık, yaralı bir martıydı. Uçamıyordu. Oldukça zor durumdaydı. Çünkü çevresi sekiz tane yengeç tarafından kuşatılmıştı. Kanadı kırık, yaralı martı, yengeçlerle amansız bir ölüm kalım savaşına girmişti. Kurtulmak için ileri atıldıkça önü bir yengeç tarafından kesiliyor ve yengeç korkunç kıskacıyla martıyı yakalamak istiyor, fakat martı, . canhıraş feryatlarla karşı koyuyor, gitgide tükenmekte olan gücüyle hayatını savunuyordu.

Titrek Tavşan, bu durumu görmezden gelemezdi. Tüm cesaretini toplayıp martının yardımına koştu.Yengeçler daha ne olduğunun farkına varamadan, martıyı kucağına aldığı gibi, bir keklik gibi sekerek, onların aralarından sıyrıldı. Hızla koşarak olayı ilk gördüğü tepeye çıkan Titrek Tavşan, kucağındaki martının bayılmış olduğunu fark edince, onun iyi bir bakıcıya ihtiyacı olduğunu düşünerek, balıkçı Ziya Kaptan’ın yaşadığı deniz kıyısındaki kulübeye geldi. Martıyı Ziya Kaptan’a teslim eden Titrek Tavşan yuvasına geri döndü.

Aradan bir ay geçti. Geçen zamanla birlikte havuçlar olgunlaşmıştı. Titrek Tavşan, havuçları pazarda sattı. Kendine, Pembe Tavşan’a ve yavrularına elbise aldı. Ne zamandır hep aynı elbiseleri giymekten bıkmıştı, rengi solmuş, yamalı elbiseleri…Yoksulluk ömür boyu mu sürecekti? Hep böyle yoksul mu kalacaklardı? Yoksulluğun bir çaresi yok muydu? Eğer varsa bu çare neydi? Hani Titrek Tavşan yuvasının bir odasında havuç yetiştiriyordu ya şimdi o odada havuç kalmamıştı. Çünkü, havuçlar satılmıştı. Titrek Tavşan, buradaki toprağı şöyle bir alt-üst etti. Havuç tohumu attı. Suladı. Artık iş zamana kalmıştı. Nasılsa zaman geçecekti.Elbet bir gün gelir bu havuçlar da olgunlaşırdı.

Titrek Tavşan bir sabah havuç yetiştirdiği odaya girince hayretler içinde kaldı. Gördüklerine inanamıyordu. Toprağın üstündeki olgun havuç yaprağıydı. Ama nasıl olurdu daha tohum atalı on gün bile olmamıştı. Bu kadar kısa sürede havuç yetişmesi olanaksızdı. Yaprak olgunlaşmıştı tamam da bakalım toprağın içinde havuç var mıydı? Orayı eşeledi, burayı eşeledi.Aldı havucun birini dişledi, aldı bir başka havucu daha dişledi, tuttu bu iki havucu yedi, bitirdi. Enfesti havuçlar, tatlıydı. Titrek Tavşan bu havuçları da pazarda sattı. Memnundu yuvasına dönerken, çünkü iyi kazanmıştı. Daha sonraki günler de birbirinin tıpatıp benzeri şekilde geçti. Titrek Tavşan havuçları pazarda satıyor, ertesi gün yine oda havuç dolu oluyordu.

Bir akşamüstü Titrek Tavşan’ın kafası bu konuya takıldı. Nasıl oluyordu da, tohum atmadığı
halde toprakta havuç bitiyordu ve bu havuçlar bir gecede olgunlaşıyordu? Bu soruların bir açıklaması olmalıydı . ve ne oluyorsa gece oluyordu. Demek ki, geceleri bir şeyler dönüyordu havuç yetiştirdiği odada. Titrek Tavşan hemen kararını verdi. O gece odada sabaha kadar bekleyecek ve ne olup bittiğini anlayacaktı. Akşam yemeğini yedikten sonra, havuç yetiştirdiği odaya geçti. Kapıyı kapadı. Kapının yan tarafına koyduğu sandığın içine girdi. Sandığın tahtaları arasındaki deliklerden, odanın her tarafı rahatça görünüyordu. Titrek Tavşan dikkatini tam karşıdaki pencereye verdi. Yerden oldukça yüksekte olan bu küçük pencere odanın havalandırılması için kullanılıyordu.

Vakit gece yarısı olmuştu. Aniden dışarıdan kanat sesleri duyuldu. Bir martı pencereden odaya girdi.Ayaklarının arasında küçük bir torba vardı. Martı, bu torbadaki havuç tohumlarını toprağa serpiştirdi.İşini . bitirdikten sonra pencereden uçup, gitti. Zamana karşı şartlandırılmış tohumları toprak hemen kabul edecek ve her geçecek bir saatte bu tohumlar on gün geçirmiş olacaktı.

Titrek Tavşan vefakar martıyı hemen tanıdı. Bu martı, birkaç ay önce, yengeçlerin parçalamak istedikleri kanadı kırık, yaralı martıydı. Demek ki, Ziya Kaptan yaralı martıyı iyileştirmiş ve . kurtarıcısının kim olduğunu söylemişti. Martının Titrek Tavşan’a can borcu vardı ve bu borcunu cana can katarak ödüyordu.

Titrek Tavşan birkaç gün sonra bir kamyonet satın aldı ve yetiştirdiği havuçları bu kamyonetle pazara götürmeye başladı. İki yavrusu da zamanla büyümüşler, genç birer tavşan olmuşlardı. Onlar da babaları Titrek Tavşan’la birlikte pazara gidiyorlardı. Titrek Tavşan yol boyunca şu şarkıyı söylüyordu:

“ Benim adım Titrek Tavşan
Ben pazarda havuç satarım
İşte yanımda şimdi yavrularım
Ben onlarla gurur duyarım
Her gün pazara gideriz biz
Tavşanlara havuç satarız..”

Bazı günler kamyonetin peşi sıra bir martıyı uçarken görüyordu ve yavaşlıyordu. Az sonra kamyonetle martı bir hizaya geliyor ve . martı ile Titrek Tavşan selamlaşıyordu. Daha sonra martı hızını arttırıyor ve ileri doğru uçup gidiyordu.

Titrek Tavşan ile martı böyle uzaktan uzağa bir birlikteliği uzun süre sürdürdüler. Fakat bir kez olsun bir araya gelip konuşamadılar. Bunun nedenini biz bilemeyiz. Belki de böylesi daha iyi oluyordu. Onlar gönüllerince mutluydular, huzur doluydular. . Onların mutluluğunu engellemek bize yakışık almaz.

Benzer Masallar

  • Çıplak Kral

    Kral Çıplak Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ülkelerin birinde bir Kral yaşarmış. Süse püse öyle düşkünmüş ki, eline geçeni üste başa harcarmış. Günün her saatinde elbise değiştirirmiş. Gelip geçen yabancı kalabalığından, başkent cıvıl cıvıl bir şehirmiş. Günün birinde kendilerine dokumacı süsü veren ve dünyanın en güzel kumaşını dokumasını bildiklerini…

  • Filler ve Fareler

    Filler ve Fareler Masal Özeti Büyük bir fırtına sonrası insanlar tarafından terk edilen eski bir köyde yaşamaya devam eden fareler, göle giden filler yüzünden zor günler geçiriyormuş. Cesur fare kralı, fillerden yollarını değiştirmelerini istemiş. Bir süre sonra avcıların ağına yakalanan filler, farelerin yardımıyla kurtulmuş. Yardımlaşma, dostluk ve küçük görünen iyiliklerin bile büyük sonuçlar doğurabileceğini anlatan…

  • At ile Avcı

    At, Avcı ve Kurt hikâyesi, öfke ve intikam uğruna başkalarına verilen gücün nasıl özgürlüğü kaybettirebileceğini anlatan anlamlı bir fabldır. Hikâyeden çıkarılacak ders: Kontrolü başkalarına vermeden önce sonuçları düşünmek gerekir. At ile Avcı Masalı Bir zamanlar bir at ile bir kurt arasında büyük bir anlaşmazlık çıkmış. Kurt, sık sık atın otladığı çayırlara geliyor, onu korkutup huzurunu…

  • Büyükannenin Sürprizi

    Büyükanne’nin Sürprizleri Büyükanne Gülistan her pazar sabahı torunlarını ziyarete gelirmiş. Her ziyaret aynı şekilde başlarmış: Önce kapı zili çalarmış. Sonra Kerem merdivenlerden hoplaya zıplaya inermiş. Zeynep ise kapıyı açmaya koşarmış. Ve her seferinde, Büyükanne Gülistan’ın elleri dolu olurmuş. Ama torunlar hiçbir zaman ne getireceğini bilemezmiş. Bazen ihtiyaçları olan şeyleri getirirmiş — rengârenk çoraplar, kalemler ya…

  • İhtiyar Değirmenci

    İhtiyar Değirmenci Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Uzak, çok uzak bir şehirde çok fakir bir köy varmış. Bu köyün adı da fakir köymüş. Fakir köyün toprağı çorak, havası kurakmış. Bitki yetişmez, hayvan barınmazmış. Hal böyle olunca köydeki herkes bir dilim ekmeğe muhtaçmış. Bu köyde fakir ve ihtiyar bir değirmenci varmış. Toprakta buğday yetişmiyormuş ki, insanlar…

  • Aslan ve Kurnaz Dostları

    Aslan, Deve ve Kurnaz Dostlar; güven, sadakat ve gizli niyetler üzerine etkileyici bir masaldır. Güçlü bir aslanın yönettiği büyük bir ormanda geçen hikâye, yolunu kaybederek ormana gelen saf bir devenin başından geçen olayları anlatır. Aslanın yanında yaşayan çıkarcı çakal, kurt ve karga; kendi menfaatleri için deveyi kandırmaya çalışır. Ancak iyi kalpli deve, onların gerçek niyetini…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir