Aydede ile Defne’nin Sihirli Yolculuğu

aydede ile defne masalı

Aydede ile Defne’nin Sihirli Yolculuğu Masalı

Defne, bir gece Aydede’nin ışığıyla gökyüzüne uzanan sihirli bir yolculuğa çıkar. Hayal, dostluk ve umut dolu bu masalı şimdi oku!

Gökyüzünün en yüksek yerinde, bulutların da uçakların da ulaşamadığı, sessiz ve ışıl ışıl bir âlemde Aydede yaşarmış. O kadar yaşlıymış ki, kaç geceyi uyandırıp kaç sabahı uğurladığını artık sayamaz olmuş. Ama yaşlılığına rağmen kalbi gençmiş; merakla, sevgiyle doluymuş. Her gece dünyaya bakar, aşağıda uyuyan çocukları, denizlerin üstünde dans eden ay ışığını, ağaçların yapraklarına tutunan rüzgârı seyredermiş.

Dünyanın her köşesine aynı şefkatle ışığını serpermiş Aydede. Kimi zaman bir köyde bebek ağlamasın diye pencereden usulca sızar, kimi zaman bir denizciye yol gösterirmiş. Herkes uyurken o, göğün en sessiz saatlerinde, yumuşak gümüş ışığıyla nöbet tutarmış. Fakat kimsenin bilmediği bir sırrı varmış.

Geceleri, insanlar uykudayken o yalnızca parlamazmış. Parıldayan yıldızlara masallar fısıldarmış. Kimi masallarda bir kelebeğin kanadı olurmuş başrol, kimi zaman bir tilkinin merakı, kimi zaman da bir çocuğun gülüşü… Yıldızlar bu masalları dinlerken pırıl pırıl parlar, bazen öyle coşarlarmış ki, gökyüzünde bir kayan yıldız doğarmış.

Bir sonbahar gecesi, dünyadaki tüm pencerelerin arasında bir tanesi uzun uzun açık kalmış. O pencerenin ardında, Defne adında küçük bir kız yatıyormuş. Saçları yastığa dağılmış, gözleri gökyüzüne kilitlenmiş. Gecenin sessizliğinde, Aydede’ye bakıyormuş. “Keşke,” demiş içinden, “keşke Aydede neler görüyorsa ben de görebilsem.”

O anda odada yumuşacık, sıcacık bir ışık belirmiş. Defne şaşırmış, başını kaldırmış. Oda ay ışığıyla dolmuş. Sonra bir ses duyulmuş, tatlı ve bilge bir ses:

— Merhaba, Defne, demiş Aydede. Uyumadın mı?

Defne’nin kalbi heyecandan hızlı hızlı atmış. “Uyuyamadım,” demiş fısıldayarak, “çünkü merak ettim. Her gece yukarıdan dünyayı izliyorsun ya, neler görüyorsun?”

Aydede hafifçe gülümsemiş, ışığı daha da yumuşamış.

— Görülecek o kadar çok güzellik var ki, demiş. İstersen bir masal anlatayım sana, yıldızlara anlattıklarımdan birini.

Defne battaniyesini sıkıca sarmış, gözlerini kapatmış. “Lütfen,” demiş usulca.

— Uzak, yemyeşil dağların arasında bir ayı ailesi yaşar, diye başlamış Aydede.
Her gece, uyumadan önce gökyüzüne bakar ve yıldızlara ninni söylerler. Sesleri öyle yumuşak, öyle tatlıdır ki yıldızlar bile mutluluktan parıldar. Küçük yavru ayıların mırıl mırıl şarkılarına rüzgâr eşlik eder, dere kenarındaki su bile usulca durur, onları dinler.

Defne gülümsemiş, gözlerinin önüne minik ayıcıkları getirmiş.

Aydede devam etmiş:
— Ve bir kurt vardır ormanda, tek başına yaşar. Ama üzülmez, çünkü yalnızlık onun dostudur. Her gece bana doğru başını kaldırır ve ulur. Ama bil ki o uluma, bir hüzün değil, bir şarkıdır. Gecenin müziğine karışan bir ezgi. Rüzgârın fısıltısına, yaprakların hışırtısına, cırcır böceklerinin nağmelerine katılır. Orman onun sesiyle uyanır, yıldızlar onunla gülümser.

Defne’nin kalbi ısınmış. Bir kurdun yalnızken bile neşeyle uluyabileceğini, yalnızlığın da bir dost olabileceğini anlamış.

Aydede’nin sesi biraz daha yumuşamış, sanki Defne’nin kalbinden geçenleri duyuyormuş gibi:
— İşte ben her gece böyle yıldızlara masallar anlatırım. Çünkü dünya yalnız karanlık değildir; içinde milyonlarca küçük ışık saklar. Her insanın kalbinde, her çocuğun düşünde, her annenin ninnisinde biraz ışık vardır. Benim ışığım sadece onları hatırlatır.

Defne gözlerini açmadan gülümsemiş. “Peki ya sen hiç uyumaz mısın, Aydede?” diye fısıldamış.

Aydede gülmüş, gökyüzü pırıl pırıl olmuş.
— Ben uyumam, demiş. Çünkü siz çocuklar uyurken, düşlerinizin yolunu aydınlatmak benim görevimdir.

O gece Defne, Aydede’nin sesiyle uykuya dalmış. Rüyasında ayı yavrularıyla şarkı söylemiş, kurdun sesiyle rüzgârı dinlemiş, yıldızlarla birlikte ışıl ışıl dans etmiş.

Ve o günden sonra her gece, Defne yatağına uzandığında penceresini açık bırakır, “İyi geceler, Aydede,” dermiş.
Bilir ve hissedermiş ki, Aydede orada, gökyüzünde, yine ona ve tüm çocuklara masallar anlatıyordur.
Artık hiçbir gece Defne için karanlık değilmiş; çünkü kalbinde hep bir ışık, bir ses, bir masal yankılanırmış.

Similar Posts

  • Eşek ve Keçi

    Eşek ve Keçi Masalı Günlerden bir gün, bir çiftçinin ahırında bir eşek ile bir keçi yaşarmış. Keçi eşeği çok kıskanırmış. Bir gün keçi; ‒ Eşeği benden daha çok seviyorlar, benden daha iyi besliyorlar diyormuş ve eşeğe oyun oynamak için bir kurnazlık düşünmüş; Keçi; ‒ Eşek kardeş, senin bu haline çok üzülüyorum demiş. Eşek hayret etmiş….

  • Keloğlan ile Sihirli Tas

    Keloğlan ve Sihirli Tas Masalı Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak ülkelerin birinde yaşayan bir Keloğlan varmış. Yoksul ve ihtiyar anası, bu biricik oğlunu “Keloğlum, keleş oğlum” diye severmiş. Günlerden bir gün Keloğlan annesinden izin alıp balık tutmaya gitmiş. Belki bir kaç balık yakalarım. Anacığımla pişirir, yeriz. Aç karnımızı doyururuz” diye düşünmüş. Irmağın kenarına…

  • Kurbağa ve Balıklar

    Kurbağa ve Balıklar Masalı Bir zamanlar bir kurbağa ile iki balık arkadaş olmuşlar. Ormanın derinliklerindeki masmavi bir gölde birlikte yüzer, güler, eğlenirlermiş. Günlerden bir gün kurbağa güneşlenmek için gölden çıkmış. Kurbağa çimenlerde güneşlenirken, iki çocuğun konuşmasına kulak misafiri olmuş. Çocuklar, bu gölde çok güzel balıkların olduğundan bahsediyorlar, balıkları tutmak için plan yapıyorlarmış. Kurbağa, hemen göle…

  • Sağır Köylülerin Hikayesi

    Sağır Köylüler Masalı Bir zamanlar, uzak diyarlarda, kıvrım kıvrım uzanan dağlar arasında saklı şirin bir köy varmış. Bu köyde yaşayan herkes sağırmış. Bu yüzden de bu köye sağırlar köyü derlermiş. Tarlada, bahçede her işlerini kendileri yaparlarmış, birbirlerinin söylediklerini duyamadıkları için birbirleriyle anlaşamazlarmış. Günlerden bir gün, bu köyde yaşayan bir köylünün keçileri kaybolmuş. Keçilerin peşinde dolaşırken,…

  • Terzi ve İhtiyar

    Terzi ve İhtiyar Hikayesi Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkanı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış…

  • Açıl Sofram Açıl

    Keloğlan Açıl Sofram Açıl Masalı Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok yoksul bir karı-koca varmış. Öyle yoksul, öyle yoksullarmış ki, bir kel oğlancıklarına bile gereği gibi bakamazlarmış. Keloğlan da, inadına, hiçbir şeye aldırış etmeyen bir insanmış. Günün birinde, Keloğlan’ın annesi oğluna seslenmiş: — “Hadi, Keloğlan, al şu darıları değirmene götür,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir