Pisboğaz Tilki ile Leylek

tilki ile leylek masalı
Pisboğaz Tilki ile Yardımsever Leylek Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ormanın birinde yaşayan uyanık mı uyanık bir tilki varmış. Lakin bu tilkinin en kötü huyu pisboğaz olmasıymış ne bulsa yer gözü hiç doymazmış. Bir gün yerde gördüğü ne olduğunu bilmediği bir kemik parçasını yiyeyim derken kemik boğazına takılmasın mı?

Ne yapmışsa, ne etmişse boğazındaki kemik parçasını çıkaramamış. Nefes alırken bile güçlük çekiyormuş. Ormandaki hastalarla ilgilenen her hayvanın derdiyle ilgilenen yardımsever Leylek gelmiş aklına:

“Gideyim de Yardımsever Leylek çıkarsın kemiği, çıkarsa çıkarsa bir o çıkarır demiş!..” demiş. Başlamış koca ormanda Yardımsever Leyleği aramaya az gitmiş uz gitmiş araya araya yardımsever leyleği hasta sincapın yaralarını tedavi ederken bulmuş.

-‘’Aman leylek kardeş, yaman leylek kardeş ocağına düştüm, kurtar beni bu beladan leylek kardeş’’ demiş.

Yardımsever Leylek Tilkinin boğazına bakıp:

-‘’Korkma Tilki kardeş şimdi çıkarırım boğazındaki kemiği. Benim için çocuk oyuncağı bir şey. Aç ağzını bakalım kocaman, gagam uzun, o kemiğini hemen yerinden çıkarırım sen de sağlığına hemencecik kavuşursun’’ demiş. Böylece uzun gagasını tilkinin boğazına sokan leylek tilkinin boğazındaki kemiği dikkatlice çıkarmış. Boğazındaki kemiğin çıktığını gören tilki sevinçle;
-Oh be. Dünya varmış be! Bir anda rahatladım demiş..
İşi görülen sağlığına kavuşan tilki bir teşekkür bile etmeden ordan uzaklaşıcakken Yardımsever Leylek tilkinin arkasından seslenmiş:
-Bişey unutmadın mı tilki kardeş? Teşekkür etmeyi unuttun sanırım demiş.
-Ne? demiş tilki. Birde teşekkür mü edeceğim? sen aklını ekmek peynirle mi yedin? Gaganı gırtlağıma soktuğunda sana bir oyun edip ağzımı kapasaydım, halin nice olurdu, hiç düşündün mü? Buna şükredeceğine bir de kalkmış teşekkür istiyorsun. Allah Allah ne günlere kaldık yahu!.. demiş.
Bu duruma çok şaşıran Yardımsever Leylek:
-Gün ola harman ola yine bana işin düşerse bu söylediklerini unutma sakın demiş.
Aradan çok zaman geçmiş günler günleri geceler geceleri kovalamış. Bizim Pisboğaz tilki bir gün yine pisboğazlığının kurbanı olmuş ve bu sefer de bir çalı dikeni takılmasın mı boğazına.

Tekrardan düşmüş yollara Yardımsever Leyleği bulmaya. Karşısında pisboğaz tilkiyi gören yardımsever leylek çok şaşırmış.

-Yine ne oldu tilki kardeş. Boğazına bir şey mi kaçtı? demiş..
Daha önce yaptığı hatayı anlayan pisboğaz tilki boynu bükük bir şekilde:
-Evet leylek kardeş ocağına düştüm geçen sefer yaptığım terbiyesizlikten dolayı beni affet. Söz veriyorum bir daha bana iyilik yapanlara teşekkür etmeyi unutmayacağım, demiş.

Hatasını anlayan pisboğaz tilkiyi affeden Yardımsever Leylek tilkinin boğazındaki dikeni çıkarıp, sağlığına kavuşmasını sağlamış. O gün bu gündür pisboğaz tilki kibar biri olmaya karar vermiş. Şimdi ise ormandaki tüm hayvanlar pisboğaz tilkiye Kibar Tilki demeye başlamış. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş biri masalı yazanın, bir okuyanın biri de bu masalı dinleyenin başına.

Benzer Masalları Okuyun!

  • Karagöz Hacivat: Bahçevan İşi

    Bahçevan İşi Karagöz ile Hacivatın komik bahçıvanlık konuşması. Hacivat, bir parkın yanından geçmektedir. HACİVAT – (Söylenir.) Aaaaa, parkta oturan şu adam da Karagöz’e benziyor. Üstünde de mavi bir tulum var. (Seslenir.) Karagöz!… KARAGÖZ – Adımımı öğreniyorsun? HACİVAT – Değil efendim, birden tanıyamadım da… Hele yanına oturup biraz nefes alayım. KARAGÖZ – Kirazlı fes başka yerden…

  • Kibar Prens

    Kibar Prens Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, kuşlar telll iken, kuzular berber iken, büyük, güzel mi güzel bir ülkede iyi bir kral yaşarmış. Kralın ikiz oğulları varmış. Bu kardeşler ikizmiş; ama ne yüzleri, ne de huyları birbirine benzermiş. İkisi de güzelmiş güzel olmasına ama biri iyi huylu ve çok…

  • Meşe ile Saz

    Meşe ile Saz Masalı Kocaman bir meşe ağacıyla incecik gülden narin bir saz birbirlerine komşuymuş. Meşe, saza tepeden bakarak şöyle demiş: “bir kendime, bir sana bakıyorum da acıyorum sana ne kadar ince ne kadar narin canlılarsınız böyle. En küçük rüzgâr da hemen beliniz bükülür. En küçük su dalgası anında ürpertir. Zavallılar.” Saz içini çekerek, “haklısın”…

  • Acemi Bülbül Fıkrası

    Nasrettin Hoca’dan Acemi Bülbül Fıkrası Hoca Nasrettin bir gün komşu bahçenin yanından geçerr. O sırada gözü bahçedeki armutlara ilişir. Armutlar o kadar leziz görünür ki canı çok çeker, sonunda dayanamaz bir tanecikten ne olur der ve armutun birini yer. Armutun lezzetine doymayan hoca bir tane daha yer, bir tane daha derken kendini armut ağacında bulur….

  • Kuğu Çifti ve Kaplumbağa

    Kuğu Çifti ve Kaplumbağa Masalı Bir zamanlar, bir gölün kenarında bir kaplumbağa ile bir çift kuğu dostça yaşarlardı. Kaplumbağa ve kuğular boş vakitlerini birlikte geçirerek birbirlerine hikayeler anlatıyorlardı, gölde su içmeye gelen diğer hayvanlarla ilgili dedikodu yapıyorlardı. Özellikle kaplumbağa konuşmayı çok severdi, her zaman konuşacak, söyleyecek bir şeyleri vardı. Bir yıl hava kurak geçti, yağmurlar…

  • Kumbara

    Kumbara Masalı Çocukların odasında, gar dolabın üstünde oldukça yüksek bir köşede baykuş biçiminde içi ağzına kadar para dolu bir kumbara varmış. Gar dolabın tepesinde yer aldığı için odada olup biteni seyredebiliyor, karnındakilerle her şeyi satın alabileceğini düşünüyor, bu da onu çok mutlu ediyormuş. Odadaki tüm oyuncaklar beraberce oynarlarmış fakat kumbarayı oyuna çağırmak için davetiye göndermek…