Kuğu Çifti ve Kaplumbağa

kuğu ve kaplumbağa masalı
Kuğu Çifti ve Kaplumbağa Masalı

Bir zamanlar, bir gölün kenarında bir kaplumbağa ile bir çift kuğu dostça yaşarlardı. Kaplumbağa ve kuğular boş vakitlerini birlikte geçirerek birbirlerine hikayeler anlatıyorlardı, gölde su içmeye gelen diğer hayvanlarla ilgili dedikodu yapıyorlardı. Özellikle kaplumbağa konuşmayı çok severdi, her zaman konuşacak, söyleyecek bir şeyleri vardı.

Bir yıl hava kurak geçti, yağmurlar yağmadı ve göl kurmaya başladı. Kuğular kaygılandı. Nihayet yaz aylarının susuz geçmesiyle göl tamamen kurudu. Susuz gölde kuğular yaşayamazlardı, acilen bir göl bulmalılardı. Bu duruma kaplumbağa dostları da çok üzülüyordu çünkü kuğular onun en iyi dostlarıydı. Kuğular ümitsizlik içerisindeyken, onlara; “uzun ve güçlü kanatlarınız var, onlar sayesinde her yere kolaylıkla uçabilir, bol miktarda suyu bulunan bir göl bulabilirsiniz” demişti. Böyle bir göl bulduklarında, üçü de oraya taşınabileceklerdi.

Kuğular bu öneriyi kabul etti ve uçtular. Birkaç saatlik uçuştan sonra mükemmel bir göl buldular. Hemen bu güzel haberi kaplumbağaya verdiler. Ama şimdi başka bir sorun ortaya çıktı: Yeni göl kaplumbağanın yürüyerek gidemeyeceği kadar uzaktı. Kaplumbağa oraya nasıl gidebilirdi? Kuğular da bu güzel ve konuşkan arkadaşlarını geride bırakmak istemediler.

Kaplumbağa bir süre düşündü ve başka bir plan yaptı. Kuğulardan gagalarının içinde tutabilecekleri güçlü bir sopa bulmalarını istedi. Kaplumbağa ağzıyla sopaya asılacaktı, kuğular da onunla birlikte yeni göle uçacaklardı.

Kuğular, bu fikirden hoşlandı, ancak kaplumbağanın kendini tutamayarak, konuşmaya başlayıp düşebileceğinden endişe ettiler.
Kaplumbağaya dönerek; “Seninle birlikte uçabiliriz ama uçarken ağzını açmamaya dikkat etmelisin,” diye uyardılar. Devam ettiler; ‘Sence o kadar uzun süre sessiz kalabilir misin?’

“Elbette,” dedi kaplumbağa. “Dikkatli olacağım – Ne zaman konuşmayı bırakacağımı biliyorum.”

Kuğular, kaplumbağanın dediği gibi yaptılar. Güçlü bir sopa buldular ve her kuğu bir ucunu gagasında tuttular. Kaplumbağa ağzıyla ortada kaldı ve üçü de göle doğru uçtular.

Kaplumbağanın başına gelen en heyecan verici şeydi. Dünyaya ilk defa bu kadar yüksekten bakıyordu. Her gördüğüne hayret ediyordu, bir şeyler söylemek için can atıyordu, ama sakin kalması gerektiğini biliyordu.

Nihayet kuğuların bulduğu göle ulaştılar. Bol ve masmavi suyla dolu göl geniş bir alanı kaplıyordu, maviliği, güzelliği görülmeye değerdi. Kaplumbağa heyecanla; ‘Bu ne güzel bir göl!’ der demez, konuşmaması gerektiğini hatırladı ama çok geç olmuştu. Kaplumbağanın ağzı bastondan kaydı ve zavallı kaplumbağa gökyüzünden aşağı, kayalara doğru düştü. Kuğular, sevimli arkadaşlarının hazin sonunu görürken çok üzüldüler ama yapacakları bir şey yoktu. Kaplumbağa ne zaman konuşması gerektiğini öğrendi ama geç oldu. Geldik masalımızın sonuna.. Diğer masalları okumayı unutmayın.

Benzer Masallar

  • Meşe ile Saz

    Meşe ile Saz Masalı Kocaman bir meşe ağacıyla incecik gülden narin bir saz birbirlerine komşuymuş. Meşe, saza tepeden bakarak şöyle demiş: “bir kendime, bir sana bakıyorum da acıyorum sana ne kadar ince ne kadar narin canlılarsınız böyle. En küçük rüzgâr da hemen beliniz bükülür. En küçük su dalgası anında ürpertir. Zavallılar.” Saz içini çekerek, “haklısın”…

  • Kurt ile Pelikan

    Kurt ile Pelikan Masalı Günlerden bir gün, kurdun boğazında bir kemik parçası saplanmış kalmış. Kurt, ne yapmışsa, ne kadar uğraşmışsa o kemik parçasını çıkaramamış. Boğazının ağrısından yemek yiyemez, su içemez hale gelmiş. Kurt, bitkinlikten bayılmak üzereyken pelikan kuşunu görmüş. Kurt; ‒ Pelikan kardeş seni gördüğüm çok iyi oldu, günlerdir boğazıma bir kemik parçası takılmış, ne…

  • Altın Saçlı Kız

    Altın Saçlı Kız Masalı Evvel zaman içinde kalbur saman içinde padişahların yaşadığı çok eski zamanlarda, güzel bir bahçenin ortasındaki beyaz evde saçları altın sarısı renginde güzeller, güzeli Başak adında bir genç kız annesi ile birlikte yaşıyormuş. Babaannesinden kalma kemik tarak ile her sabah sarı saçlarını bıkmadan, usanmadan saatlerce tararmış. Tarağın dişleri arasında kalan ve dökülen…

  • Masal Okulu

    Masal Okulu Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zamanlarda, uzak ülkelerin birinde güzel bir Çocuk Adası varmış. Bu adada yemyeşil ağaçlar, çeşit çeşit hayvanlar ve tabii birbirinden akıllı çocuklar varmış. Günlerden bir gün Düşüngeliş demiş ki, -Arkadaşlar biz her işi kendi kendimize yapıyoruz ama bu böyle olmaz. Kimi erken kalkıyor kimi geç, kimi çok çalışıyor…

  • Bülbül ile Hükümdar

    Bülbül ile Hükümdar Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Vaktin birinde , dünyanın en güzel ülkesine sahip bir hükümdar varmış. Fakat, sahip olduğu güzelliğin farkına varmayan talihsiz biriymiş bu hükümdar. Harika bir sarayı, aynı güzellikte de bir de bahçesi varmış ki, ucu bucağı görünmezmiş. En güzel çiçekler orada yetişirmiş. Halkın arasında konuşulanlara bakılırsa bahçeden daha güzel…

  • Rapunzel

    Rapunzel Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde uzak bir ülkede bir kadınla kocasının çocukları yokmuş. Bu aile çocuk sahibi olmayı çok mu çok istiyorlarmış. Aradan bir zaman geçmiş, bir gün kadın bir bebek bebeğinin olacağını fark etmiş. Sevinçle kocasına müjdeyi vermiş, ikisi de çok mutlu olmuşlar. Günlerden bir gün kadın,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir