Kıskanç Keçi

Kıskanç Keçi
Kıskanç Keçi Masalı

Bir zamanlar bir çiftlikte keçi ile eşek beraber yaşıyorlardı. Keçi her zaman kendi yiyeceğini bulmak zorundaydı ama eşek çok çalıştırıldığı için her gün sahibi tarafından beslenirdi. Keçi, eşeğin her gün yüzlerce kilo yük taşıyarak çektiği zahmeti unutmuş, eşeğin sahibi tarafından beslenmesini çok kıskanıyormuş. Ben de bu çiftliğin bir üyesiyim, neden her zaman eşeğin yemi önüne geliyor da ben her gün kendi yemeğimi bulmak zorundayım diye söylenirken, uzun zamandır düşündüğü planı uygulamak için soluğu eşeğin yanında aldı.

Keçi;
-“Eşek kardeş, biliyor musun? Ben senin durumuna çok üzülüyorum, her gün durmadan yüzlerce kilo yük taşıyorsun, bir gün olsun rahat ettiğini görmedim, senin de biraz dinlenmeye ihtiyacın var.” demiş.

Eşek;
-” Keçi kardeş, durumu biliyorsun. Sahibimin benden başka yüklerini taşıyacak bir hayvanı yok, o yüzden her gün çiftliğin işleri için çalışmak zorundayım.” demiş.

Keçi;
-” Eşek kardeş, her şeye koşarsan tabii ki patron seni durdurmaz. Belki hasta olursan ya da ayağın tökezleyip yaralanırsan patron başka bir eşek daha alır o da size yardım eder, beraber sıra sıra çalışırsınız.” demiş.

Eşek, keçinin söylediklerine inanmış. Bir sabah sahibiyle beraber yük taşırken yolda ayağını hafif burkmuş, birden yükün hepsi o ayağının olduğu bölgeye gelmiş ve eşeğin ayağı kırılmış. Eşek, acı içerisinde inlerken, sahibi hemen koşup bir veteriner getirmiş. Çiftçi, yıllarca kendisine hizmet eden eşeğini çok seviyormuş. Eşeğin iyileşmesi için her şeyi yapmaya hazırmış. Veteriner, eşeği muayene etmiş, ayağının kırıldığını, bir ay boyunca keçi etiyle yapılmış çorba içerse iyileşeceğini söylemiş.

Çiftçi, çok sevdiği eşek uğruna keçisinden vazgeçmiş. Her gün keçinin etiyle yapılan çorbayı eşeğe yedirmiş ve eşek iyileşmiş.

Zavallı keçi, eşeğin yemini kendine almak isterken, kendisi eşeğe yem oldu.

Benzer Masallar

  • Avcı ile Aslan

    Avcı ile Aslan Masalı Günlerden bir gün, ok atışıyla ünlü bir avcı, avlanmak için ormana gitmiş. Avcıyı gören hayvanlar korkuyla sağa sola kaçarak gözden kaybolmuşlar. İçlerinden sade aslan kaçmamış, üstelik avcıya meydan okumuş. Avcı, aslanın karşısına geçim okunu mızrağa yerleştirdikten sonra yayı girmiş ve; ” Habercimin sana bir haberi var! ” deyip tek atışla aslanı…

  • Baykuş ile Horoz

    Baykuş ile Horoz Masalı Gökyüzünün mor örtüsü, alacakaranlığın ilk fısıltılarıyla yeryüzüne inmiş. Bilge Baykuş, asırlık çınarın en gösterişli dalına sessizce tünemiş. Rüzgârın kanatlarında taşıdığı uzun yolculuğun ardından, tüylerini kabartıp bir süre dinlenmiş. Göz kapakları ağırlaşmış ve içinden “Şöyle bir gözümü dinlendirmeli,” diye geçirmiş. O an, aşağıdan gelen telaşlı bir feryatla irkilmiş. Bir Horoz, can havliyle…

  • Salyangoz ve Evi

    Salyangoz ve Evi Masalı Sevgili çocuklar, sizlere minik salyangozun masalını anlatacağım. Salyangozları bilir misiniz? Onlar da tıpkı kaplumbağalar gibi evlerini sırtlarında taşır. Bir zamanlar evini sırtında taşımaktan hoşlanmayan sevimli bir salyangoz yaşarmış. Üstelik evinin rengini de hiç beğenmezmiş. Bizim sümüklü böcek kelebek ve uğur böceğini çok severmiş. Arada bir onlarla dertleşir evini şikayet edermiş. “Ah…

  • Tarla Faresi ile Şehir Faresi

    Tarla Faresi ile Şehir Faresi Masalı Bir zamanlar uzak bir şehirde güzel mi güzel bir şehir faresi yaşarmış. Yalnızlıktan sıkılan şehir faresi, arkadaş aramaya çıkmış. Bir tarlada rastladığı tarla faresi ile arkadaş olmuş. İkisi birbirlerini çok sevmişler. Aralarında güzel bir dostluk kurulmuş. Şehir faresi sık sık tarla faresini ziyaret edermiş. Birlikte kırlarda güle oynaya vakit…

  • Geyik ile Deve

    Geyik ile Deve Masalı Bir zamanlar geniş bozkırların ve ıssız çöllerin ortasında, bir deve ile bir geyik dost olmuş. Deve uzun boylu, heybetli ve ağırbaşlı bir hayvanken; geyik çevik, zarif ve akıllıymış. Birlikte gezip doğanın sunduğu nimetlerden faydalanırlarmış. Bir gün deve ile geyik, uzak diyarlardaki bir pınarın suyunu tatmak için yola çıkmış. Ancak yolda bir…

  • Ağlayan Elma ile Gülen Elma

    Ağlayan Elma ile Gülen Elma Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir padişah ile üç oğlu, ülkelerinde mutlu mesut yaşarlarmış. Küçük oğlan bir gün köşkünde otururken, sokaktaki çeşmeden su almak için bir kocakarının geldiğini görmüş. Oğlan ninenin testisine küçük bir taş atmış ve testiyi kırmış. Nine bir şey söylemeden evine…

2 yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir