At, Tilki ve Aslan

At, Tilki ve Aslan
At, Tilki ve Aslan Masalı

Bir zamanlar, çiftliğin birinde bir at yaşarmış. Gel zaman, git zaman bu at yaşlanmış ve iş yapamaz olmuş. Uzun yıllar çiftliğe hizmet etmiş fakat artık işe yaramadığı için sahibi onu kapının önüne koymuş;

– “Burada çalışmayana yemek yok, çabuk git diğer hayvanlara kötü örnek olma! İlla kalmak istiyorsan da, seni çiftliğe tekrar almam için bir şartı yerine getirmen gerekir. O da bir aslan getirirsen, seni tekrar alırım.”
At, sahibinin bu vefasızlığına çok alınmış. Uzun süre çiftlikte yaşadığı için zorlu doğa hayatına ayak uyduramamaktan korkuyormuş. Çünkü eskisi kadar genç ve güçlü değilmiş. Yine de ormana doğru gidip kendisine mutlu, huzurlu bir yer aramaya başlamış. Orman yolunda üzgün üzgün giderken karşısına bir tilki çıkmış;

-“Hayırdır dostum, böyle üzgün üzgün nereye gidiyorsun?”
At;

– “Ah ah, ben üzülmeyeyim de kim üzülsün” diye içli içli başından geçenleri tilkiye anlatmış.

Tilki: Hemen bir kurnazlık düşünmüş;

“Bu işi oldu bil, yapman gereken bir ağacın altına yatmak. ”

At, bir ağacın altına yatmış, tilki de aslanın yanına gitmiş;

– “Aslan hazretleri! Nihayet kısmetimiz ayağımıza geldi! Şuracıkta bir at düşüp öldü, ağacın altında yatıyor. Bir çiftlik atı oldu besbelli, çünkü oldukça şişman. Günlerce ziyafet çekebiliriz.” demiş.
Aslan;

“Çok güzel! Ben de günlerdir açlıktan ölmek üzereyim” demiş. Aslan, diliyle ağzını yalayarak ağacın yanına doğru gitmiş. Atı gördüğü gibi üstüne atlamak istemiş ama tilki aslanı uyarmış:

“Aslan hazretleri, bu avı sizin mağaranıza götürelim, orada yeriz. Burada yemeye başlarsak, sırtlanlar, akbabalar bize rahat vermez.”

“Aslan, tilkiye hak vermiş. Peki, bu koca atı mağaraya nasıl götüreceğiz?” diye sormuş.

Tilki;

“Çok güçlü ayakların var. Atı senin kuyruğuna bağlarım, sen mağaraya giderken at da arkandan sürüklenir.” demiş.
At;

“Pek, kabul demiş.”

Tilki, atın kuyruğunu aslanın kuyruğuna bağlamış, atın kulağına eğilerek; “Benden buraya kadar, gerisi sana kalmış.”

At, ayağa kalktığı gibi, çiftliğe doğru dörtnala koşmaya başlamış. Aslan da arkasından sürüklenerek çiftliğe kadar gelmiş. Atın koca aslanı kuyruğundan tutup getirdiğini gören sahibi yaptığından çok utanmış. Aslanı avlayıp yaşlı ata ömrünün sonuna kadar bakmış.

Similar Posts

  • Prenses ve Bezelye Tanesi

    Prenses ve Bezelye Tanesi Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar bir prens varmış. Bu prens evlenmek istiyormuş, ama evleneceği kişi gerçek bir prenses olmalıymış. Böyle birini bulmak için bütün dünyayı dolaşmış, ama çok büyük bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü, karşısına çıkan prenseslerin hakiki olup olmadığını bir türlü anlayamıyormuş. Hep eksik bir şeyler bir şeyler…

  • Kara Buğday

    Kara Buğday Masalı Fırtınadan sonra bir kara buğday tarlasından geçenler bilir. Kara buğday tarlası sanki kavrulmuş gibidir. Yaşlı söğüdün tam önünde bir kara buğday tarlası varmış. Kara buğday Pek kibirli imiş. Başı yükseklerden hiç inmezmiş. “Bende buğday başakları kadar güzelim üstelik çok daha da güzelim. Benim çiçeklerim, elma çiçeklerine benzer, herkes hayranlıkla seyreder. Benden güzeli…

  • Büyükanne

    Büyükanne Masalı Bir zamanlar çok yaşlı bir büyükanne varmış. Saçları kar beyaz, yüzü kırış kırışmış. Ama gördüğü güzellikler karşısında bir yıldız gibi ışıl ışıl parlayan, sıcak bakışlı güzel gözlere sahipmiş. Kocaman güllü bir elbise giyer, birbirinden güzel hikâyeler anlatırmış. Büyükannenin bir fermuarla açılıp kapanan kaim, eski bir kitabı varmış. Onu her zaman açıp okutmuş. Kitabın…

  • Aslan Prens

    Aslan Prens Masalı Bir zamanlar, zengin bir tüccarın üç kızı varmış. Tüccar bir gün yolculuğa çıkmaya hazırlanırken kızlarına: – Gittiğim yerlerden size ne getireyim? diye sormuş. Büyük kızı inci bir kolye; ortanca kızı altın bir yüzük istemiş. Küçük kızı ise sadece bir gül istemiş. Bunun üzerine babası küçük kızına: – Yavrucuğum, kış ortasında gül bulmam…

  • Karagöz Hacivat: Bahçevan İşi

    Bahçevan İşi Karagöz ile Hacivatın komik bahçıvanlık konuşması. Hacivat, bir parkın yanından geçmektedir. HACİVAT – (Söylenir.) Aaaaa, parkta oturan şu adam da Karagöz’e benziyor. Üstünde de mavi bir tulum var. (Seslenir.) Karagöz!… KARAGÖZ – Adımımı öğreniyorsun? HACİVAT – Değil efendim, birden tanıyamadım da… Hele yanına oturup biraz nefes alayım. KARAGÖZ – Kirazlı fes başka yerden…

  • Kibar Prens

    Kibar Prens Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, kuşlar telll iken, kuzular berber iken, büyük, güzel mi güzel bir ülkede iyi bir kral yaşarmış. Kralın ikiz oğulları varmış. Bu kardeşler ikizmiş; ama ne yüzleri, ne de huyları birbirine benzermiş. İkisi de güzelmiş güzel olmasına ama biri iyi huylu ve çok…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir