Kırmızı Benekli Kelebek

kelebek masalı
Kırmızı Benekli Kelebek Masalı

Kırmızı benekli kelebeğin hikayesini okudunuz mu çocuklar? Eğer okumadıysanız hemen bu masalı okuyalım. Bu hikayeyi çok beğeneceksiniz..

Sıcak bir yaz günüydü. Oya kırlara çiçek toplamaya çıkmıştı. Yorulunca bir ağaca yaslandı. Derken uyuyakaldı. Rüya görmeye başladı.

Rüyasında çok güzel rengarenk bir kelebek gördü. Kelebeğin kanatlarında yıldızlar parlıyordu. Kırmızı benekleri vardı. Durmadan dans ediyor ve şarkı söylüyordu.

Oya kelebeğin dansını hayranlıkla seyretti ve şarkılarını dinledi.

Uyandığında kırmızı benekli kelebek gitmişti.

Oya doğru eve gitti.

– Anne, kırmızı benekli kelebek nerde? diye sordu.

Annesi:

– Ne kelebeği? dedi.

Oya :

– Kırmızı benekli güzel kelebek , dedi. O dans edip bana şarkılar söyledi.

Oya’nın annesi güldü:

– Herhalde sen rüya gördün. Kırmızı benekli kelebek yalnız rüya kelebeğidir.

Oya onun kanatlarında parlayan yıldızları hatırladı ve :

– O kelebek gerçek olmalı, dedi. Onu bulmaya gideceğim.

Oya önce arkadaşlarına sordu.

– Kırmızı benekli kelebeği gördünüz mü?

Arkadaşları :

– Hayır, dediler. Öyle bir kelebek olamaz.

Fakat Oya kırmızı benekli kelebeği aramaya devam etti. Gide gide kartalın yuvasına vardı. Kartal tek başına duruyordu.

Oya bütün gün güzel kelebeği aradı durdu. Fakat ona bir türlü rastlamadı. Sonunda eve döndü. Çok yorulmuştu. Hemen uyudu. Rüyasında kırmızı benekli kelebeği yeniden gördü. Kelebek yine durmadan dans ediyor, şarkı söylüyordu.

Oya kelebeğe sordu:

– Hep seni aradım. Neredeydin? dedi.

Kelebek cevap vermedi. Dans etmeye devam etti..

Sabahleyin Oya olanları babasına anlattı:

– Bu kelebeğin gerçek olduğuna inanıyorum, dedi.

Babası ona:

– Bir rüya görmüş olacaksın. Çünkü kırmızı benekli kelebek olmaz, dedi.

Oya diretti:

– Yine de arayıp bulacağım.

Oya bütün gün yine kırmızı benekli kelebeği aradı. Ama bulamadı. Eve döndüğünde gece olmuştu. Gökyüzünde yıldızlar parlıyordu. Oya güzel kelebeğin kanatlarındaki yıldızları düşündü.

– Uyursam yine güzel kelebeği görebilirim, dedi.

Fakat o gece rüyasında güzel kelebeği görmedi. Dere kenarını ve yüzen ördekleri gördü.

Ertesi gün Oya dere kenarına yürüdü. Yüzen yeşil ördeklere baktı. Birden ördeklerin başında dans eden kırmızı benekli kelebeği gördü. Kelebek şarkı söylüyordu. Oya sevinçle bağırdı:

– Senin gerçek bir kelebek olduğunu biliyordum! Benimle dost ol; birlikte oynayalım, dedi.

Kelebek Oya’nın avucuna kondu. Oya onu eve götürüp annesine, sonra arkadaşlarına gösterdi.

Bir gün arkadaşı Afacan kelebeği avucuna aldı. Ona şarkı söyletti. Sonra birlikte dans ettiler.

Oya Afacan’a çok kızdı:

– Seninle oynamasına izin veremem. Çünkü o benim kelebeğim, dedi.

Afacan :

– Ne olur biraz benimle kalsın! diye rica etti.

Fakat Oya :

– Hayır, imkansız! diyerek kelebeği alıp gitti.

Oya dere boyunca yürüdü. Çok yorulunca kartalın yuvasına oturdu. Kartal yoktu. Oya kelebeğe :

– Haydi güzel kelebeğim. Şimdi benim için dans edip şarkı söyle, dedi.

Dedi ama kelebek yerinden bile kımıldamadı. Bütün gün çalının üstüne kondu durdu.

Oya kelebeği orada bırakıp eve koştu. Olanları annesine anlattı.

Annesi ona :

– Arkadaşlarınla oynamasına izin vermeliydin. Onun için kelebek sana küsmüştür, dedi.

Sonra devam etti:

– Sen kötü bir kızsın. Sevdiğin bir şeyi arkadaşlarınla paylaşmalısın.

Oya annesine hak verdi:

– Peki anneciğim. Bundan sonra iyi bir kız olacağım, dedi.

Doğru kartalın yuvasına koştu. Ama kelebek orada yoktu. Kartal onu yemiş olmalıydı.

Oya çok üzüldü. Yaptığı kötülükten de çok utandı. Kendi kendine iyi bir kız olmaya karar verdi.

Birkaç gün sonra Oya kırlara çiçek toplamaya çıktı. Sonra da bir ağacın altında uıuyakaldı. Rüyasında kırmızı benekli kelebeğini gördü. Çok sevindi.

– Geldiğin için teşekkür ederim. Git, arkadaşlarımla da oyna. Onlara dans edip şarkı söyle , dedi.

Kırmızı benekli kelebek Oya’nın dediklerini aynen yaptı.

Benzer Masalları Okuyun!

  • |

    Oduncunun Talihi

    Oduncunun Talihi Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zamanlardan bir zaman pek çalışkan bir adam varmış. Ama çalışarak kazandığı para karnını doğru dürüst doyurmaya bile yetmezmiş. İşi evde eve odun taşımak, ev hanımlarına yakacak satmakmış. gene bir gün dağda çalışırken garip sesler gelmiş kulağına. Aldırmayıp, kente satmak için indireceği odunları kesip yığmayı sürdürmüş. kendini işine…

  • Sakanın Eşeği Hikayesi

    Sakanın Eşeği Sakayı bilirsiniz çocuklar, evlere, çeşmelerden, derelerden su taşıyan kimselere saka denir. At bakıcısına ise seyis denir. Bir gün fakir bir saka, o sakanın da bir eşeği varmış. Zavallı eşeği çok zayıfmış. Sürekli yük taşımaktan artık sırtı yara bere içinde kalmış. Zavallı eşek yemeğe değil arpa, ot bile bulamıyormuş. Padişahın atlarının bakımını yapan seyis…

  • Terzi ve İhtiyar

    Terzi ve İhtiyar Hikayesi Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkanı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış…

  • Kurabiye Hırsızı

    Kurabiye Hırsızı Hikayesi Sevgili çocuklar, Kurabiye hırsızının hikayesini dikkatlice okumanızı ve bu hikayeden dersler çıkarmanızı umuyorum. Keyifli okumalar.. Günlerden bir gün, gecelerden bir gece, kadının biri havaalanında uçağının kalkmasını bekliyordu. Uçağının kalkmasına daha epeyce zaman vardı. Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye alıp kendisine oturacak bir yer buldu. Elindeki kitabı okumaya başladı, bir…

  • Herkes Aslına Çeker Hikayesi

    Herkes Aslına Çeker Hikayesi Günlerden bir gün, gecelerden bir gece sevgili aynacık yine gelmiş padişah kızının başucuna. Masalını anlatmaya başlamadan önce demiş ki: – Sevgili padişah kızı; büyük kalpler, büyük binalar gibidir; daima kendilerini gösterir. Pencereden baktığında göremediğin dağın ardında, küçücük bir devlet varmış. Küçük bir devletmiş ama, insanları pek şirinmiş. Irmakları, dereleri, ağaçları, çiçekleri…

  • Sinağrit Baba Hikayesi

    Sinağrit Baba Hikayesi Sait Faik Abasıyanık’tan güzel bir hikayeyi sizlerle paylaşacağım, hikayenin dili biraz ağır olduğundan 8 yaşından küçük çocuklara okutmamanız tavsiye edilir. Keyifli okumalar.. Cehennem nişanında beş sandaldık. Güzel bir ocak akşamı. Hava lodos. Denize kırmızı rengin türlüsü yayılmış. Çok kaynamış ıhlamur rengindeki yayvan, geniş, ölü dalgalar. Sandallar ağır ağır sallanıyor, oltalar bekliyor, insanlar…