Gerçek Prenses

İnsanları değerli kılan dış görünüşü değil, içinde taşıdığı kişiliğidir. Gerçek Prenses Masalı bunu en iyi anlatan masallardan biri. Bir kızın prenses olup olmadığını nasıl anlarsınız? Kıyafetlerinden mi, yoksa taktığı mücevherlerden mi? Birlikte Gerçek Prenses Masalını okuyalım. Sorunun cevabını bulabiliriz, ne dersiniz?

Çok uzak ülkelerin birinde, büyük bir sarayda yaşayan kral ve kraliçe, evlilik çağına gelen oğullarına güzel bir eş arıyorlarmış. Yakındaki tüm ülkelerin krallarına haber salmışlar, oğullarını bu kralların kızlarıyla tanıştırmışlar ama ne çare. Yakışıklı prens, bu tanıştığı prenseslerin hiçbirini beğenmemiş.

Kral ve kraliçe, bu duruma çok üzülüyor. Tüm ülkelerinin tek varisi oğullarına layık bir eş bulamadıkları için her çareye başvuruyorlarmış.

Günler böyle devam ederken, birden bir fırtına kopmuş. Bardaktan boşalırcasına yağan yağmur nedeniyle sarayın tüm kapı ve pencerelerini kapatan saray halkı, derin bir sessizliğe bürünmüş. Aniden sarayın kapısı çalınmış. Kapıyı açan görevliler, karşılarında yağmurdan ıslanmış, üstü başı kirlenmiş bir kız görünce şaşırmışlar.

Kız, kapıyı açan görevlilere “Ben bir prensesim, yağmurdan kaçamadım. Sarayınıza sığınmak istedim.” deyince, hemen kral ve kraliçeye haber verilmiş. Kral, kızın oldukça ıslanmış ve kirli eski kıyafetler içinde olduğunu görünce: “Sen bir prensessin ha!” diyerek, ona inanmadığını hissettirmiş. “Ama yine de” diye sözüne devam etmiş. “Bu yağmur ve fırtınada seni dışarıda bırakamayız. Bizim misafirimiz olabilirsin” diyerek, kızın saraya girmesine izin vermiş. Prenses “Size ne kadar büyük bir zahmet verdiğimin farkındayım. Bu durumda iken bana yardımcı olduğunuz, beni sarayınıza davet ettiğiniz için size minnettarım.” diyerek saraya girmiş.

Kral ve kraliçe, saraylarına misafir olan bu genç ve güzel kızın bir prenses olmadığını düşünmüşler. Ama kızın bu hali, onların akıllarına parlak bir fikir getirmiş. Oğullarına evlenebilecekleri eş bulmak için tellal çıkarıp, ülkelerine prensesleri davet etmeye karar vermişler.

Bu haberi duyan pek çok genç ve güzel kız, kendilerini birer prenses olarak tanıtıp saraya geliyor, giydikleri güzel kıyafetler ve taktıkları mücevherler ile prenses olduklarını iddia ediyorlarmış. Yakışıklı prens, yine hiçbirini beğenmemiş. Aslına bakarsanız, yakınlarda bu kadar prenses olması da imkansızmış.

Bu durumun farkında olan kraliçenin aklına harika bir fikir gelmiş. Saraylarında misafir olan genç ve güzel kızın prenses olup olmadığını anlamanın aslında bir yolu varmış. Kraliçe, prensesin yatağının altına üç tane bezelye koyup, üzerine yastıklar yorganlar örtmeleri için emir vermiş. Saray çalışanları kraliçenin emrini yerine getirmişler.

Kraliçe, prensese, çok güzel bir yatak hazırladıklarını ve bu gece bu yatakta rahat uyuyabileceğini söyleyerek, onu hazırlanan yatak odasına götürmüş.

Kraliçe, ertesi sabah hemen genç kızın odasına giderek, rahat uyuyup uyuyamadığını sormuş.

Genç prenses: “Ben yalan nedir bilmem, doğru bildiğimi de her zaman her yerde söylerim. Nazik davranışınız için çok teşekkür ederim. Ancak tüm gece gözüme uyku girmedi. Sanki üç büyük top yatağımın altında bir o tarafa bir bu tarafa hareket etti durdu. Tüm vücudum yara bere içinde kaldı.” diyerek cevap vermiş. Bu sözleri duyan kraliçe, “Dünyada yalnızca bir prenses böylesine hassas olabilir.” diyerek onun gerçekten bir prenses olduğuna inanmış.

Hemen prenses için sarayın tüm terzilerini çağırarak, o güne kadar görülmemiş güzellikte kıyafetler hazırlanmasını emretmiş. Hazırlanan kıyafetler içindeki prenses, görenlerin gözlerini kamaştırıyormuş. Kraliçe, onun artık prens oğullarıyla tanışmalarının zamanı geldiğini düşünmüş.

Tüm bu olanlardan habersiz, evleneceği genç kızı bulamayan yakışıklı prens üzüntü içinde sarayın bahçesinde atı ile ilgilendiği sırada, görevliler; kraliçenin kendisini çağırdığını haber vermişler. Prens, saraya girer girmez, karşısında duran prensesin güzelliği karşısında söyleyecek söz dahi bulamamış. İlk görüşte aşk bu olsa gerek. Prens ve prenses için dillere destan bir düğün töreni yapılmış. Kral ve kraliçenin keyfine diyecek yokmuş. Prens ve prenses bir ömür boyu mutlu yaşamışlar.

Tags
Show More

Related Articles

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close