Tilki ile Kırlangıç

tilki ile kırlangıç masalı
Tilki ile Kırlangıç Masalı

Uçsuz bucaksız bir ormanın derinliklerinde, güneşin ışıkları yaprakların arasından süzülürken, bir kırlangıç cıvıldayarak bir meşe ağacının dalına konmuş. Aşağıda, şelaleden akan serin suyun kenarında bir tilki, açlıktan kıvranırken, meşe ağacının dalındaki kırlangıcı fark etmiş. Tilki, kırlangıcın dalgınlığından faydalanarak hızla sıçrayan tilki, kırlangıcı kuyruğundan tutup yakalamış. Kırlangıç çok korkmuş ve tilkiden kurtulmak için ona yalvarmış;

– Lütfen beni bırak tilki kardeş, demiş. Ben küçücük bir kuşum, sana yetmem. Etim az, tüylerim çok. Beni bırak da daha büyük bir av peşinde koş, karnını doyur.

Tilki, alaycı bir gülüşle yanıtlamış:

– Seni gidi uyanık! Beni kandıramazsın, demiş. Elimdeki avı yakalamışken bırakmam. Seni bırakıp da bilinmeyen avların peşine mi düşeyim?

Kırlangıç, tilkiden kurtulmak için başka bir taktik düşünmüş:

Peki, demiş. Beni yemek istiyorsun, ama ben de sana bir sır vereyim. Ormanın derinliklerinde, yaşlı çınar ağacının dibinde saklanan sincapların yuvası var. Eğer beni bırakırsan, seni oraya götürebilirim.

Tilki, kırlangıcın teklifine biraz şüpheyle yaklaşmış ama açgözlülüğü ağır basmış:

– Eğer yalan söylüyorsan, seni tekrar bulup yakalarım, demiş tilki.

Kırlangıç, tilkiyi ormanın derinliklerine doğru yönlendirmiş. Yol boyunca, tilki kırlangıcı göz hapsinde tutmuş. Çınar ağacına vardıklarında, kırlangıç birden havalanmış ve yüksek dallardan birine konmuş:

İşte burası, demiş. Bu ağacın kovuğunda sincapların yuvası var.

Tilki, çınar ağacına yaklaşmış ama bir şey görememiş. Ağacın etrafında dönerken ayağı takılmış, yere düşmüş. Kafası yerdeki kovuğa çarpınca, o zaman anlamış ki kırlangıç onu kandırmış. “Eyvah!” demiş. “Açgözlülüğüm yüzünden elimdeki avdan oldum.”

Kırlangıç ise çınar ağacının tepesinde güvenle otururken, tilkinin açgözlülüğü sayesinde başına gelebilecek felaketten kurtulduğu için oldukça keyifliymiş. Ormanın derinliklerinde yankılanan şelale sesleri arasında, kırlangıç neşeyle cıvıldamaya devam etmiş.

Benzer Masallar

  • Kedi ile Tilki

    Kedi ile Tilki Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarların birinde Kedi ile Tilki yaşarmış. Kurnaz tilki kediyle hep alay eder onu küçümsermiş. Birgün tilki kediye: – “Fare yakalamakta çok ustasın ama başka ne iş yaparsın ki sen?” Kedi cevap vermiş: “Başka bir yeteneğim yok sanırım ama ağaca da çok iyi tırmanırım” Kedi tilkinin kendisini…

  • Eşek ve Keçi

    Eşek ve Keçi Masalı Günlerden bir gün, bir çiftçinin ahırında bir eşek ile bir keçi yaşarmış. Keçi eşeği çok kıskanırmış. Bir gün keçi; ‒ Eşeği benden daha çok seviyorlar, benden daha iyi besliyorlar diyormuş ve eşeğe oyun oynamak için bir kurnazlık düşünmüş; Keçi; ‒ Eşek kardeş, senin bu haline çok üzülüyorum demiş. Eşek hayret etmiş….

  • Ağlayan Elma ile Gülen Elma

    Ağlayan Elma ile Gülen Elma Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir padişah ile üç oğlu, ülkelerinde mutlu mesut yaşarlarmış. Küçük oğlan bir gün köşkünde otururken, sokaktaki çeşmeden su almak için bir kocakarının geldiğini görmüş. Oğlan ninenin testisine küçük bir taş atmış ve testiyi kırmış. Nine bir şey söylemeden evine…

  • Aslan, Kurt ve Tilki

    Aslan, Kurt ve Tilki Masalı Günlerden bir gün, aslan, kurt ve tilki arkadaş olmuşlar, ortak akıl ile avlanmaya karar vermişler. Günün sonunda, bir öküz, bir keçi ve bir de tavşan avlayan kafadarlar avlarını bir mağaraya getirmişler. Aslan kurda dönerek “Hadi bakalım!” demiş. “Şu hayvanları paylaştır da karnımızı doyuralım.” Kurt ezile büzüle: “Ey büyük sultanım.” Demiş….

  • Şarkı Söyleyen Ağaç

    Şarkı Söyleyen Ağaç Masalı Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, ülkelerin birinde, bir kral ile kraliçe yaşarmış. Bunların çok iyi kalpli birde kızları varmış. Bu ülkede herkes mutluluk içinde yaşarmış. Sarayın yakınlarında ise kötü kalpli bir cadı yaşar, mutlu insanlardan nefret edermiş. Kral ve ailesinin de mutlu olması cadıyı çıldırtırmış. Cadı sonunda bu mutluluğu…

  • Baykuş ile Horoz

    Baykuş ile Horoz Masalı Gökyüzünün mor örtüsü, alacakaranlığın ilk fısıltılarıyla yeryüzüne inmiş. Bilge Baykuş, asırlık çınarın en gösterişli dalına sessizce tünemiş. Rüzgârın kanatlarında taşıdığı uzun yolculuğun ardından, tüylerini kabartıp bir süre dinlenmiş. Göz kapakları ağırlaşmış ve içinden “Şöyle bir gözümü dinlendirmeli,” diye geçirmiş. O an, aşağıdan gelen telaşlı bir feryatla irkilmiş. Bir Horoz, can havliyle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir