Pozitif ve Negatif Düşünce

masal oku
Pozitif ve Negatif Düşünce

Uzun zaman önce, İbrahim isminde bir tüccar varmış. Bu tüccar çok çalışarak zengin olmuş. Evinde her şey varmış.
Bir gün tüccar ticaret yapmak için yola koyulmuş. Ormandan geçerken kendisini yorgun hissettiği için ormandaki bir ağacın altında dinlenmeye karar vermiş.

Dinlenirken, susadığını hissetmiş, ‘keşke susuzluğumu hemen giderebileceğim biraz su olsaydı!’ der demez. O esnada bir mucize olmuş, önünde bir testi su belirmiş. İbrahim suyu içmiş ve rahatlamış.

Bir müddet sonra acıkmış ve yiyecek dilemiş; ‘Lezzetli yiyecekler ile dolu bir tabak olsaydı, çok şanslı olurdum.’ diye söylenmiş kendine. Aklından geçirir geçirmez önünde lezzetli yiyecekler ile dolu bir tabak belirmiş. Tüccar İbrahim doyunca yemiş lezzetli yiyecekleri. Karnı doyduktan sonra mayışmış ve ‘Böyle sert toprakta nasıl uyuyabilirim? Şurada yumuşacık bir yatak olsa.’ diye mırıldanmış. Bu sözleri söyleyince, renkli ve kadifeden rahat bir yatak belirmiş önünde. İbrahim yatağa yatmış ve uyumuş. Tüm dilekleri anında gerçekleştiği için, cennetteymiş gibi hissediyormuş. Her dileği gerçekleştirebilen bir ağacın altında uyuduğunun farkında bile değilmiş. Sıradan bir ağaç değilmiş bu, dilekleri gerçekleştirme gücü olduğu düşünülen bir ağaçmış.

İbrahim kadife yatakta uykunu tadını çıkarıyormuş. Uyandıktan sonra, ‘bana her an saldırabilecek aslanlar, kaplanlar, kurtlar gibi vahşi hayvanlarla dolu bir ormanda yapayalnızım. Kendimi koruyamayabilirim’ diye düşünmeye başlamış.

Böyle düşününce, orada acımasız bir kaplan belirmiş ve İbrahim’e saldırmış. İbrahim o kadar korkmuş ki, kaçamamış bile. Böylece, negatif düşünce yüzünden ölmüş.

İnsanın daima düşüncesi tarafında yönlendirildiği söylenir. Olumlu düşünce olumlu sonuca yol açar. Her durumdan mutluluk ve güzel sonuç doğurur. Bu yüzden, her zaman pozitif olmalıyız.

Benzer Masalları Okuyun!

  • İki İnatçı Keçi

    Bir köprünün ortasında rastlaşmış iki keçi Hep inatçılıkmış meğer bu keçilerin suçu Büyük keçi demiş yol ver önce ben geçeceğim Küçük keçi demiş eğer verirsem öleceğim Tam köprünün ortasında toslaşmış iki keçi İkisi de suya düşmüş bunu görenler şaşmış Keçilerin inatçısı suya düşer boğulur İnsanların inatçısı kim bilir ki ne olur.. İşte böyle arkadaşlar, işin…

  • Balıkçının Kavalı

    Balıkçının Kavalı Masalı Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir zamanlar deniz kenarında yaşayan, bir balıkçı varmış. Balıkçı, bir gün kavalını da alıp, denizde balık avına çıkmış. Gide gide denizin ortasına varmış. Kavalını çıkarıp üflemeye başlamış. Umudu şuymuş: O büyüleyici kaval sesiyle balıkları yüzeye çıkartıp, onları kolayca yakalamakmış. Kavalı üfledikçe üflemiş, melodiler rüzgarla dalgalanmış. Fakat…

  • Kara Buğday

    Kara Buğday Masalı Fırtınadan sonra bir kara buğday tarlasından geçenler bilir. Kara buğday tarlası sanki kavrulmuş gibidir. Yaşlı söğüdün tam önünde bir kara buğday tarlası varmış. Kara buğday Pek kibirli imiş. Başı yükseklerden hiç inmezmiş. “Bende buğday başakları kadar güzelim üstelik çok daha da güzelim. Benim çiçeklerim, elma çiçeklerine benzer, herkes hayranlıkla seyreder. Benden güzeli…

  • Aptal Eşek

    Aptal Eşek Masalı Bir zamanlar, bir adam, eşeğine bindirdiği tuz torbalarını her gün pazara götürüp satardı. Bir gün yolda bir dereyi geçmek üzereyken, eşeğin ayağı kaydı ve aniden dereye yuvarlandı. Tuz torbaları suya battı ve tuzlar suda çözündü. Eşek ayağı kalktığında oldukça mutluydu çünkü torbaların hepsi boşalmış yükü hafiflemişti. Sonraki gün yine aynı dereye geldiklerinde…

  • Keloğlan Zenginler Ülkesinde

    Keloğlan Zenginler Ülkesinde Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, saman duman içinde, yaman bir Keloğlan yaşarmış. Bu Keloğlan çok çalışkanmış. Çok çalışır, çok kazanırım umuduyla köyünden ayrılmış, şehre çalışmaya gitmiş. Günler, haftalar, aylar birbirini kovalamış, fakat Keloğlan istediğini bir türlü elde edememiş. Şehirde iş varmış var olmasına da bulduğu işler…

  • Tahta Çanak

    Tahta Çanak Masalı Lokman Dede iyiden iyiye yaşlanmıştı. Yaşı 80’e dayanmıştı. Gözleri artık eskisi gibi görmüyor, kulakları da daha ağır işitiyordu. Yemeğini bile yemekte zorlanıyordu. Üstüne başına döküyor, sofrayı kirletiyordu. Eşini kaybedeli de yıllar olmuştu. Bu nedenle de oğlu Adem’in yanında kalıyordu. Bu davranışlarına oğlu ve gelini kızıyor ve iyi davranmıyorlardı. Evde sadece Yusuf Ali…