Leylek Leylek Havada

leylek masalı
Leylek Leylek Havada Masalı

Leylek leylek havada
Yumurtası tavada
Az pişirdim yemedi
Gömlek diktim giymedi
Uç dedim uçmadı
Bu leylek söz tutmadı
Hay koca leylek hay.

Bir zamanlar, uzak bir köyde bir leylek yuvası varmış. Anne leylek, dört yavrusu ile beraber bu yuvada yaşıyormuş. Yavruların gagaları henüz kırmızı olmadığı için siyahmış. Aşağı sokakta çocuklar oyun oynuyorlarmış. Leylekleri görünce, çocukların en yaramazı şarkı söylemeye başlamış. Çok geçmeden tüm çocuklar katılmış bu şarkıya. Hep bir ağızdan “Leylek leylek havada, yumurtası tavada.” diye şarkı söylemeye başlamışlar. Yavru leylekler çok korkmuşlar. Hemen anne leyleğe: “Bu çocuklar bizim için çok kötü şeyler söylüyorlar, korkuyoruz.” demişler. Bunun üzerine leylek anne “Siz kulak asmayın onlara” diye teselli etmiş yavrularını. Ama çocuklar şarkılarını söylemeye devam etmişler. Şarkıyı söylerken bir yandan da parmaklarıyla leylekleri gösteriyorlarmış.

İçlerinde yalnızca bir çocuk katılmamış onlara. Çocuğun adı Peter imiş. Peter: “Hayvanlarla alay etmek çok çirkin bir şey” diyormuş arkadaşlarına ama dinleyen kim?

Ertesi gün, çocuklar oynamaya geldiklerinde yine şarkı söylemeye başlamışlar. “Leylek leylek havada, yumurtası tavada…” Yavrular çok korkmuşlar. Annelerine: “Yumurtamızı tavaya mı koyacaklar?” diye sormuşlar anne leyleğe. Anne leylek “Yok canım, siz bir an önce uçmayı öğrenmeye bakın. Uçmayı öğrenince sizinle çayırlara, bataklıklara gideceğiz. Sonbahar gelip de havalar soğuyunca, sıcak ülkelere göç edeceğiz. Kış gelince burada havalar çok soğur burada, her şey donar” diye öğüt vermiş onlara. Yavrular: “Bu yaramaz çocuklar da burada donarlar mı?” diye sormuşlar annelerine. Anneleri onlara: “Hayır, donmazlar ama çok üşürler, karanlık odalarda otururlar ve çok sıkılırlar. Oysa sizler, gideceğimiz sıcak ülkelerde güle oynaya uçacaksınız. ” diye karşılık vermiş.

Leylek anne, her gün yavrularına çeşitli yiyecekler getiriyor ve onları besliyormuş. Yavrular da günden güne büyüyorlarmış. Leylek anne, başını kuyruğuna kadar götürüyor, gagasını takırdatıyormuş. Gagası tıpkı bir trampet gibiymiş.

Gel zaman git zaman yavru leylekler uçmayı öğrenmişler. Sonbahar gelince, sıcak ülkelere göç etmek için toplanmaya başlamışlar. Hep birlikte annelerine: “Buradan ayrılmadan önce o yaramaz çocuklardan öcümüzü alalım.” diye seslenmişler. Anneleri: “Elbette! Bakın ne geldi aklıma, buraya yakın bir göl var. Tüm insan yavruları o gölün kenarında toplanırlar. Bir leylek gidip, oradaki bebekleri annelerine götürünceye kadar orada yaşarlar. Ben o gölün yerini biliyorum. Tüm bebekler o gölde uyur ve tatlı düşler görürler. Anne babalar hep böyle bir bebekleri olsun isterler. Çocuklar da böyle bir kardeşlerinin olmasını tabi. Biz şimdi birlikte o göle uçarız, çirkin şarkılar söylememiş, leyleklerle alay etmemiş çocuklara oradan bir bebek getiririz. Sizinle alay ederek şarkı söyleyen çocuklara ise hiçbir şey getirmeyiz. ” demiş. Bunu duyan yavru leylekler çok sevinmişler. “İyi çocuklara bizler de iyilik yapmayı çok isteriz.” demişler. “Ama kötülük yapanları da unutmayıp onlara da bir ceza verebilir miyiz?” diye sorunca, anne leylek onlara gülmemiş ve “Elbette!” demiş.

Yavrular, buna çok sevinmişler. “Peki, o kötü şarkıyı ilk söyleyen yaramaz çocuğa ne yapacağız?” diye sormuşlar. Anneleri sözlerine devam etmiş “Gölde oyuncak bir bebek var. Yaramaz çocuğa işte o oyuncak bebeği getiririz. Bir de uslu bir çocuk vardı ya, hayvanlarla alay etmenin çok çirkin bir şey olduğunu söylüyordu. Adı Peter idi. Peter’a da biri kız biri erkek iki kardeş götürürüz. Çok sevinir. O iyi kalpli çocuğun adı Peter’dı. Sizin de adınız Peter olsun.” demiş.

Gerçekten de o günden sonra tüm leyleklerin adı Peter’dır.

Benzer Masalları Okuyun!

  • Aydede ile Minik Tavşan

    Meraklı minik tavşanın tehlikeli bir uçurumda mahsur kalmasını ve iyi kalpli Aydede’nin ona yardım edişini anlatan sıcacık bir uyku masalıdır. Cesaret, dikkatli olma ve aile sevgisi temalarını işleyen bu eğitici çocuk masalı; yumuşak anlatımı ve huzur veren atmosferiyle çocukların hayal dünyasını zenginleştirir. Aydede ile Minik Tavşan Masalı Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur…

  • Nilüfer Perisi

    Türkçe çocuk masalları sitemizde yepyeni bir peri masalı ile karşınızdayız. Keyifli okumalar dileriz.. Nilüfer Perisi Masalı Günlerden bir gün, henüz güneş doğmadan, çiğ damlaları nilüfer çiçeklerinin üzerinde usul usul salınmaya başlamışlardı. Çiğ damlaları oluştukça, nilüferler daha da parlaklaşıyorlardı. Nilüfer tomurcukları yavaş yavaş açılıp doğan günü karşılamaya hazırlanıyorlardı. Tomurcuklardan biri daha yavaş açılıyordu. Bir bebeğin uykusunu,…

  • Gezgin Kırlangıç ve Yavru Kuşlar

    Gezgin Kırlangıç ve Yavru Kuşlar Masalı Bir kırlangıç dünyayı geze dolaşa çok şeyler öğrenmiş. Atalarımız ne demiş: “Bir şeyler kalır çok görenin kafasında.” Bizim kırlangıç önceden bilirmiş Büyük küçük bütün fırtınaları, Gemiciler ondan alırmış haberi. Bir gün, bir yerde, kırlangıç bakmış, Tarlasına, sıram sıram Kenevir tohumu ekiyor köylünün biri. Kırlangıç çağırmış küçük kuşları, — Bakın,…

  • Okur Yazarlık

    Çocuklara Karagöz ve Hacivat Konuşmaları Karagöz ve Hacivat: Okur Yazarlık (Hacivat, Karagöz’e yetişir.) HACİVAT – Uğurlar olsun Karagöz’üm! Ben de dükkânıma gidiyordum, birlikte yürüyelim. KARAGÖZ – Birlikte yün yiyelim. HACİVAT – Ne yün yemesi canım, yani beraber gidelim. KARAGÖZ – Hangi berbere gidelim. HACİVAT – Aaaa, hemen sinirlendirme beni! Yolda yanyana ve konuşarak gidelim diyorum,…

  • İki Güvercin

    İki Güvercin Hikayesi Günlerden bir gün, uzak bir ülkede iki güvercin yaşarlardı. Bunlardan birinin adı; Gezgin, diğerinin de Oynak idi. Ormanın en güvenli ve en görkemli yerine yuva yapmışlardı. Ne var ki, bir gün Gezgin yuvasından uzaklaşmak istedi. Bu isteğini çok sevdiği arkadaşı Oynak’a söyledi. – Sevgili Oynak, uzun zamandır bu bölgedeyiz, daha ne kadar…

  • Bülbül ile Atmaca

    Meşe Dalında Öten Bülbül İle Avcı Atmaca Masalı Bülbül meşe dalına konar, şakır şakır öter dururmuş. Atmaca duymuş sesini. -Aman ne güzel, demiş. Açlıktan karnım zil çalıyor; şu bülbülü yiyeyim de açlığımı dindireyim. Sektirmeden çullanmış bülbüle, kıskıvrak yakalamış. Bülbül: -Bırak beni atmaca kardeş, demiş. Benden ne olur sana? Bir lokmacık bir kuşum ben. Etim ne…