Hasta Aslan

Hasta Aslan Masalı
Hasta bir aslan, ömrünün son günlerine yaklaşmıştı. Mağarasının girişinde, ağır bir hastalığın pençesinde, nefes almakta zorlanarak yatıyordu. Bir zamanlar ormanların korkulan hükümdarı olan aslan, artık yerinden kıpırdayamayacak kadar güçsüz düşmüştü.
Ormanın dört bir yanından hayvanlar onun etrafında toplanmıştı. Sessizce bekliyorlar, yıllardır içlerinde biriken korku ve kızgınlığın ağırlığını taşıyorlardı. Aslanın artık karşı koyamayacağını anlayınca içlerinden bir düşünce doğmuştu: “Şimdi hesaplaşma zamanı.”
İlk olarak zebra öne çıkmıştı. Yıllarca sürülerinin korkuyla kaçtığı anları hatırlamış, öfkeyle aslana saldırmıştı. Ardından yaban antilopu yaklaşmış, ürkek ama kararlı bir şekilde boynuz darbeleriyle onu yoklamıştı. Bir süre sonra kurt gelmiş, sessizce dişlerini göstererek aslanı çevrelemiş ve keskin hamlelerle onu zorlamıştı. Son olarak zürafa, uzun boynunun verdiği mesafeyle yaklaşmış, güçlü tekmeleriyle kalabalığa katılmıştı.
Aslan ise sadece ağır nefesler alıyor, gözlerini yarı açık tutarak hiçbirine karşılık veremiyordu. Gücü tamamen tükenmişti.
Bir süre sonra hayvanlar geri çekilmişti. Ortalık sessizleşmiş, her şey bitmiş gibi görünmüştü. Fakat o anda kalabalığın arasından eşek öne çıkmıştı. Tehlikenin tamamen geçtiğini sanarak aslana yaklaşmış ve onu küçümseyen bir cesaretle sert bir tekme savurmuştu.
Aslan son nefesini verirken acıyla fısıldamıştı:
— Asıl utanç… güçlüyken değil, güçsüzken gösterilen acımasızlıktır.
Ve orman, o gün sessizce yeni bir ders öğrenmişti.
