Kuğu Prenses

kuğu prenses masalı
Kuğu Prenses Masalı

Bir zamanlar, uzak diyarlarda görkemli bir krallık varmış. Bu krallıkta, zarafeti ve iyiliğiyle herkesin sevgisini kazanmış Prenses Yasemin yaşarmış. Yasemin, saray hayatından çok krallığın kenarındaki büyüleyici gölü sever, çoğu zaman oraya gidip sessizliği dinlermiş.

Aynı krallıkta genç ve cesur Prens Miran da yaşarmış. Miran, halkını koruyan, adaletiyle tanınan bir prensmiş. Fakat krallığın üstünde kara bir gölge dolaşmaktaymış: Karanlık büyücü Azrak.

Azrak, güç hırsıyla dolu, eski ve yasak büyülerle uğraşan tehlikeli bir büyücüymüş. Krallığın huzurunu bozmak ve taht üzerinde karanlık bir hakimiyet kurmak istiyormuş. Bunu engelleyen tek şey, halkın prense ve prensesine olan bağlılığıymış.

Bir gün Yasemin göl kenarında dolaşırken Azrak onu uzaktan görmüş. Prensesin varlığının krallığın umudu olduğunu anlamış ve karanlık bir büyü yapmaya karar vermiş. Bu büyü, Yasemin’i doğrudan fiziksel olarak değiştirmemiş ama ruhuna bir lanet bırakmış: Yasemin, her gece gölün çağrısını duyar gibi huzursuz olacak, gündüzleri ise gücünü yavaş yavaş kaybedecekmiş.

Prens Miran, Yasemin’in değişimini fark etmiş. Onu korumak için saraydan ayrılıp Azrak’ın izini sürmeye başlamış. Yolculuk boyunca birçok engel, karanlık ormanlar ve eski kalıntılarla karşılaşmış.

Sonunda Miran, Azrak’ın saklandığı karanlık kuleye ulaşmış. Azrak, Miran’ın geldiğini bildiği için son büyüsünü hazırlamış. Fakat Miran, sadece güçle değil, kararlılık ve inançla hareket etmiş.

İkisi arasında büyük bir mücadele yaşanmış. Azrak karanlığı çağırmış, Miran ise ışığa ve Yasemin’e olan bağlılığına tutunmuş. Sonunda Miran’ın iradesi, Azrak’ın büyüsünü kırmış ve karanlık büyücü kendi yarattığı gölgelerin içinde kaybolmuş.

Azrak’ın yok olmasıyla birlikte Yasemin üzerindeki lanet de dağılmış. Krallık yeniden huzura kavuşmuş. Prenses Yasemin ve Prens Miran, halkın önünde krallığın geleceğini birlikte yönetmeye söz vermişler.

Ve böylece, karanlık bir dönem sona ermiş, krallık yeniden ışığa dönmüş.

Benzer Masallar

  • Alın Teri

    Alın Teri Hikayesi Çocuklar için ders alınacak harika bir hikaye daha.. Evvel zamanların birinde, evlilik çağına gelen bir delikanlı herkes gibi evlenmek istiyordu. Bu niyetini ailesine açtığında, babası ona şöyle dedi: “Elbette oğlum, elbette evlenebilirsin. Bana kendi alın terinle kazandığın bir altın getirdiğinde, seni hemen evlendireceğim.” Delikanlı babasının bu sözlerine gülümsedi. Ne kadar da kolay…

  • Yoksul Kunduracı

    Yoksul Kunduracı Masalı Bir zamanlar, ülkenin birinde yoksul bir kunduracı ve karısı yaşarmış. Kunduracı çok yaşlandığı için artık eskisi gibi çalışamıyormuş. Kazandıkları para ancak karınlarını doyurmaya yetiyormuş. Kunduracı, bir gece elinde kalan son deriyi de ertesi gün ayakkabı yapmak için hazırlayıp tezgahın üzerine koymuş. Yatmaya gitmiş. Ertesi sabah her zamanki gibi erkenden kalkmış. Tezgahın üzerinde…

  • Tilki ve Tavşan

    Tilki ve Tavşan Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Uçsuz bucaksız, tüm hayvanların yaşam mücadelesi verdiği bir orman varmış. Bu ormanda, hem zeka hem de güç hayatta kalmanın en önemli yollarıymış. İşte böyle bir zamanda, aç bir kurt, karnını doyuracak bir av aramak için ormanda gezintiye çıkmış. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Açlıktan…

  • Limon Kız

    Limon Kız Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken eski hamam içinde…Hamamcının tası yok. külhancının baltası yok… Arap bacı hamama gider, koltuğunda bohçası yok… Handadır handa, yetmiş iki deli ile bir manda. Yedik, içtik, dişimizin dibi et yüzü görmedi… Bereket versin hacı cambaza… Bize bir at verdi, dorudur…

  • Keloğlan ile Padişahın Kızı

    Keloğlan ile Padişahın Kızı Masalı Keloğlan keleş oğlan, sevmesi beleş oğlan saçsız olarak dünyaya gelmiş. Anası oğlunu her akşam uyuturken ‘ kel oğlum, keleş oğlum, aklından saçları dökülen zeki oğlum’ diye severmiş. Bütün köy halkı, keloğlanın her durum için üretebildiği fikirlerinden çok etkilenirmiş. Ne zaman zorda kalsalar, ‘Hımm, bunu halledebilecek tek kişi; keloğlan’ derlermiş. Bir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir