Fare ve Fil Hikayesi

Fare ve Fil Hikayesi


Fare ve Fil Hikayesi

Bir fil ormanda boylu boyunca uzanmış, yüksek sesle horlayarak uyuyordu. Filin yemek dolu karnı horlarken bir aşağı bir yukarı gidiyordu. Filin horlama sesini duyan fare yuvasından çıkıp sesin olduğu tarafa gitti, filin horlarken sallanan karnı farenin hoşuna gitti. Usulca çıkıp filin karnının üzerine oturdu, salıncak gibi bir o yana bir bu yana sallanırken eğleniyordu. Bir süre sonra fil uyandı ve karnının üzerinde oturan küçük fareyi görünce çok sinirlendi, karnını sallayarak onu yere düşürdü;

— Aptal fare, bu ne küstahlık! Karnımın üstüne oturmaya nasıl cüret edersin? diye azarladı fil.

Zavallı fare çok korktu, özür dilemeye başladı.

— Lütfen beni affedin. Asla kötü bir niyetim yoktu, sizi rahatsız ettim. Böyle bir hata bir daha asla olmayacak. dedi fare.

Fil fareye acıdı ve onu bıraktı. Fare ayrılırken file teşekkür etti;

Fare;

— Bu iyiliğini unutmayacağım, bana ne zaman ihtiyacın olursa söyle. Her zaman sana yardım etmeye hazırım. dedi.

Fil, fareyi dinledikten sonra yüksek sesle gülmeye başladı. Fare sessizce oradan ayrıldı.

Birkaç gün geçti ve ormana bir avcı geldi. Fare onu gördüğü gibi saklandı, hemen gidip file haber vermek istedi ama fil ortalıkta yoktu. Ertesi sabah, fare bir sese uyandı, bu ses filin sesine benziyordu. Birkaç kez dikkatli dinleyince o sesin fil sesi olduğunu anladı ve sesin geldiği yere doğru gitti ve fillerin içinden çıkmayacakları kadar büyük bir ağın çerisinde çırpındığını gördü. Hemen dişleriyle ağı kemirmeye başladı ve fil ailesini çok geçmeden avcının tuzağından kurtardı.

Filler hortumuyla fareyi selamlayıp, teşekkür ettiler. Fil, küçük gördüğü farenin büyük işleri başaracağını anladı.

Reklam

Benzer Gönderiler

  • Karagöz – Hacivat Perde Gazeli

    Çocuklar için Karagöz ve Hacivat konuşmaları öncesinde yer alan açılış konuşması (Perde Gazeli) Karagöz ve Hacivat Perde Gazeli Oofff, hây Hak! Tanıdınız mı, ben Hacivat’ım çocuklar! Yine sizler için geldim, perdeye kadar. Çok sevgili arkadaşım kara gözlüdür, Adı Karagöz’dür, hem de komik sözlüdür. Sevinçle geliriz hemen beyaz perdeye, Seyredenler gülsün hem öğüt alsın diye. Biliyorum…

  • Şapkacı Adam ve Maymunlar

    Şapkacı Adam ve Maymunlar Masalı Günlerden bir gün, şapka satan bir adamın yolu ormana düşmüş. Öğle vakti, kavurucu bir sıcak var. şapkacı yorgunluktan bitkin düşüp bir ağacın gölgesinde dinlenmeyi düşünmüş. O kadar yorgunmuş ki oracıkta uyuyuvermiş. Ağaçtan ağaca atlayan maymunlar, şapkacının uyuduğunu görmüşler. Maymunların hepsi şapkacının tüm şapkalarını alıp başlarına takmışlar. Şapkacı uyandığında şapkalarının yerinde…

  • Kurt ile Eşek

    Bir gün eşeğin biri dereye su içmeye gitmiş. Derenin berrak suyundan kana kana içerken, aniden gelen bir sesle irkilmiş, tehlikeyi fark etmiş. Çünkü aç bir kurt ona doğru geliyormuş. Kısa mesafede kurdun elinden kaçamayacağını anlayan eşek, acıyla bağırıp topallamaya başlamış. Kurt yanına gelmiş; -“Hayırdır? Daha seni ısırmadım bile, neden böyle acıyla bağırıyorsun?” Eşek; -“Sormayın efendim,…

  • Kurabiye Hırsızı

    Kurabiye Hırsızı Hikayesi Sevgili çocuklar, Kurabiye hırsızının hikayesini dikkatlice okumanızı ve bu hikayeden dersler çıkarmanızı umuyorum. Keyifli okumalar.. Günlerden bir gün, gecelerden bir gece, kadının biri havaalanında uçağının kalkmasını bekliyordu. Uçağının kalkmasına daha epeyce zaman vardı. Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye alıp kendisine oturacak bir yer buldu. Elindeki kitabı okumaya başladı, bir…

  • Kurnaz Tilki

    Kurnaz Tilki ve Keçi Masalı Bir zamanlar, kurnaz bir tilki ormanda kendine bir yoldaş arıyormuş. Az gitmiş, uz gitmiş, yaşlı bir keçiyle karşılaşıp arkadaş olmuşlar. Keçi o kadar yaşlıymış ki sakalları upuzunmuş. Keçi, burnunun ucundan öteyi göremezken, tilki ise kurnazlığıyla biliniyormuş. Bir gün, ikisi de çok susamışlar, bir kuyunun yanından geçerken, kuyuya inip su içmeye…

  • Alakarga ile Kartal

    Alakarga ile Kartal Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pireler berber iken, ben ninemin beşiğini sallar iken, masal masal içinde deyip bu masalı ninelerimiz anlatmış. Günlerden bir gün, hiçbir şeyden haberi olmayan bir çoban kuzularını otlatıyormuş. Karşı dağdan bir kartal havalanmış, sürüye doğru süzülerek güçlü pençeleriyle bir kuzuyu tuttuğu gibi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir